27 Ocak 2013 Pazar

DENİZ FENERİ DAVASI SAVSAKLANMAYA DEVAM EDİLİYOR



DENİZ FENERİ DAVASI SAVSAKLANMAYA DEVAM EDİLİYOR


Ankara Ağır ceza mahkemesi ile İstanbul Ağır ceza mahkemesi dosyayı, futbol topuyla paslaşır gibi birbirlerine göndermeye devam ediyor. 

Ankara-İstanbul… İstanbul-Ankara… Ankara-İstanbul…

Zaman aşımından dava düşünceye kadar bu paslaşma böyle sürecek…

Adalet… Demokrasi… Bağımsız Yargı… Şeffaf devlet… Cart… Curt…

Tsunami felaketzedelerinin kanlarıyla beslenen vampir sürüngenler…

Allah belanızı versin…

Kenan Akkuş (esrehber)


ALMANYA DENİZ FENERİ DAVASI GEREKÇELİ KARARI

Frankfurt Mahkemesi, Deniz Feneri e.V. davasının gerekçeli kararını şifreli olarak açıkladı. Şifreleri çözdüğümüzde adı zanlılar arasında geçen RTÜK Başkanı Zahid Akman’ın ’d’ harfiyle, Euro 7’nin yöneticileri Zekeriya Karaman’ın ’a’, Mustafa Çelik’in ’b’ ve İsmail Karahan’ın da ’c’ harfiyle kodlandığı ortaya çıktı.

Kararda “Mehmet Gürhan’ın yargılanıp hapse girdiği halde, Zekeriya Karaman’la ticari ilişkilerini sürdürdüğü ve kendisini amiri olarak görmeye devam ettiği, irade devri yapmasından anlaşılmaktadır” denildi (İstanbul 10. noterinden sahte vekaletnameyle Gürhan’ın yetkilerini Karaman’a devretmesi kastediliyor)

Deniz Feneri e.V davasının gerekçeli kararı yayınlandı. Frankfurt Mahkemesi, Alman yasaları gereği kamuoyuna açıklamadan önce gerekçeli kararda isimleri şifreledi. Bu şifrelerde sanıklar, zanlılar ve şirket isimleri harf olarak kodlandı. Deniz Feneri e.V. davasının kamuoyuna açıklanan gerekçeli kararındaki şifreler çözüldü.
Karardaki şifreler çözülünce RTÜK Başkanı Zahit Akman’ın (d) harfiyle kodlandığı, adının da “gesondert Verfolgten” yani hakkında soruşturma yapılan zanlılar arasında geçtiği ortaya çıktı. Akman, ısrarla Deniz Feneri e.V. dosyasında adının geçmediğini söylemesine rağmen gerekçeli kararda kendisi açıkca hakkında soruşturma yapılan zanlılar arasında gösterildi. Kararda Mehmet Gürhan (A), Mehmet Taşkan (B), Firdevsi Ermiş de (C) olarak kodlandı. Hakkında soruşturma yürütülen zanlılar ise Zekeriya Karaman (a), Mustafa Çelik (b), İsmail Karahan (c), Zahit Akman (d), Harun Kapuyoldaş ise (f) gibi küçük harflerle kodlandı. Gerekçeli karardaki ayrıntılar ve suçlamalar şöyle:

"Deniz Feneri e.V. dolandırıcılık için kuruldu."

Kararın 16. sayfasında aslında Deniz Feneri e.V.’nin Almanya’da fiili olarak olmadığı, formal yani kağıt üzerinde kurulmuş bir dernek olduğu belirtilerek, “Tek amacı iyi niyetli hayırseverlerin yardımlarını toplayıp kendi amaçları için kullanmak” ifadesi kullanıldı. 17. sayfasında ise Deniz Feneri e.V.’nin baştan beri dolandırıcılık suçunu işlemek için kurulduğu vurgulandı.

"Gürhan Türkiye’dekilere haksız kazanç sağladı."

Gerekçeli kararın 14. sayfasında hükümlü Mehmet Gürhan’ın, 2002 yılının başından beri Deniz Feneri e.V.’nin dolandırıcılık yaptığını bildiği anlatıldı. Gürhan’ın Almanya’daki başaktör olduğu belirtilen gerekçeli kararda, hem kendisine hem de Türkiye’de arkasında olan kişilere haksız kazanç sağlamak için hareket ettiği vurgulandı.

"Asıl sorumlular ve arka plandakiler Türkiye’de"

Gerekçeli kararın 17. sayfasında, Mehmet Gürhan’ın Almanya’da başaktör olduğu ancak arka planındakilerin Türkiye’de buluduğu ifade ediliyor. Kararın 3. sayfasında Mehmet Gürhan’ın hakkında soruşturma yapılan diğer zanlılarla görüşerek ve onların talimatıyla hareket ettiği bildirildi.

"28 bin 320 hayırsever 41 milyon euro verdi"

Kararda 2002 ile 2007 yılları arasında toplanan 41 milyon 423 bin 158 euroluk yardımın 28 bin 836 bağışçıdan elde edildiği belirtilerek, bu bağışçılardan 21 bin 516’sının bir kereye mahsus, 7 bin 320’sinin ise sürekli bağışçı konumunda olduğu da yer aldı.

"Kuryeler, 11,7 milyon euroyu Türkiye’ye taşıdı"

Kararın 8. sayfasında paraların Türkiye’ye kuryelerle gönderildiği anlatılıyor. 2002’den 2007 Nisan ayına kadar 11 milyon 737 bin 994 euro’nun Türkiye’ye aktarıldığı halde, çifte kayıtla tutulan muhasebe defterlerinde bu paranın gözükmediği anlatıldı.

Sahte vekaletname gerekçeli kararda

Kararda, “Mehmet Gürhan yargılanıp hapse girdiği halde, Zekeriya Karaman’la ticari ilişkilerini sürdürdüğü, kendisini amiri olarak görmeye devam ettiği irade devri yapmasından anlaşılmaktadır” denildi.

ŞİFRELERİ NASIL ÇÖZDÜK

Deniz Feneri e.V. iddianamesinin 68. sayfasında, Euro 7 GmbH’in genel müdürleri, görevde kaldıkları tarihlere göre tablo halinde yer alıyor. Aynı sıralama gerekçeli kararda da yer aldı. Euro 7, kararda 4. GmbH olarak şifrelenirken genel müdürleri de görev yaptıkları tarihlere göre harflerle kodlanarak sıralandı. İddianamedeki tabloyla, gerekçeli karardaki sıralama karşılaştırıldığında hangi harfin kim olduğu ortaya çıktı.

Deniz Feneri e.V. iddianamesindeki 68. sayfa:

Şirketin genel müdürlüğünü sırasıyla şu şahıslar üstlenmişlerdi:

* Zekeriya Karaman (a): 23.05.2001-11.06.2002 ve 30.09.2005- 19.06.2007

* Mehmet Gürhan (A): 23.05.2002- 02.06.2003 ve 08.12.2005-19.06.2007

* Dr. Zahid Akman (d): 13.11.2003 -30.09.2005.

"KANAL 7 DE BAĞIŞ PARASIYLA KURULDU"

Gerekçelİ kararın 2. sayfasında X televizyonu olarak şifrelenen Kanal 7’nin 1990’lı yılların başında Türkiye’de kurulduğu, İslamcı muhafazakar partilere yakın bir televizyon olduğu ve sermayesinin bağışlarla sağlandığı anlatıldı. Kararda bağış paralarının 14 milyon 73 bin 600 euro’sunun kayıp olduğunun tespit edildiği de yer aldı.
Aydın Doğan ve Başbakan Erdoğan arasındaki sert açıklamaların temelinde Alman savcıları taarafından hazırlanan bu iddianame yatıyor... Yani Aydın Doğan'ın gazeteleri bu soygunu "çarşaf" etmeseydi, ülkemizdeki binlerce sülük gibi Aydın Doğan'ın vergi kaçırmasına göz yumulmaya devam edilecekti.
Deniz Feneri Davasının iddianamesinden ‘’Erbakan Hoca taktiği’’ de çıktı. Gıda yardımı adı altında kesilen faturaların sahte olduğu ve binlerce ton gıdanın muhtaç kişilere gönderilmiş gibi gösterildiği vurgulandı. Refah Partisinin ‘’Kayıp trilyon’’ davasında da Erbakan aynı nedenle ceza almıştı.
ALMAN SAVCI: "TÜRK HÜKÜMETİ DENİZ FENERİ İÇİN BASKI YAPTI"

Deniz Feneri Derneği ile ilgili olarak hazırlanan iddianamede Alman savcılar, dernek yöneticilerinin ‘’Türkiye’deki muhtaçlara gıda yardımı’’ adı altındaki faaliyetlerini şöyle açıkladılar:

’’28 Mart 2003 tarihi itibariyle, Deniz Feneri e.V. nin resmi muhasebesinde, kasadan 650.183,39 Euro’ luk bir ‘’Çıkış’’ (Kassenab-gang) geçirilmiştir. Kayıt metni olarak da ‘’Eşya yardımı (M. Balıkçı)’’ yazılmış (…) Deniz Feneri e.V. nin gayri resmi muhasebesinde, 21 Mayıs 2003 tarihli ve ‘’TR Mehmet Balıkçı kanalıyla’’ kayıt metni altında 200. 000,00 Euro’ luk bir kayıt mevcut. 2003 yılına ait olan ve Balıkçı’ nın adının karıştığı ya da nakid para götüren kişi olduğu ile ilgili başka herhangi bir kayıt mevcut değildir. Hem Birlik ve hem de Martemsan firmalarının faturaları birbirine çok benzemekte. Bütün faturalarda yazı satırının alt kısmı kesilmiş. Her iki firmanın da faturaları büyük bir ihtimalle aynı daktilo ile yazılmış. Martemsa ve Birlik firmalarının yerleri Türkiye’nin başka başka kentlerinde olmasına rağmen, faturaların çok büyük bir ihtimalle aynı daktilo ile yazılmış olması dikkat çekicidir. Faturalarda bilhassa yazının alt kısmının bazı yerlerinde eksik olması ve renginin gittikçe açık olması, çeşitli firmalara ait faturaların aynı makinada yazılmış olması zannını uyandırmakta; Hessen Eyalet Emniyet Genel Müdürlüğünün konu ile ilgili bilirkişi raporu henüz ibraz edilmemişse de, telefonda verilen bilgiye göre, bu zannın oluşması mesnetsiz değildir’’

PEYNİRLER NEREDE ?
Faturaları ve konşimentoları da araştıran Alman savcılar şu sonuçlara ulaşıldığını vurguladı:

"Faturalardaki eşya miktarı 329 ton olarak verilmekte ve bu eşyalar 17 gün içerisinde altı kez teslim edilmiş. 2007 yılından evvel Türkiye’ de kamyonların yükleri, toplam olarak 40 tondan fazla olamıyordu. her kamyonda 30 ton nakledidiği kabul edilecek olursa, bu eşyalar için 11 kamyon yükünün gerekli olmuş olduğu ortaya çıkar. Bu eşyaların Martemsan firması tarafından verilmiş olabileceği şüphelidir. Firmanın hacminin ne olduğu hususunda herhangi bir bilgi mevcut değildir. Mevcut evraklardan, dokümantasyondan da herhangi bir nakliyat şirketinin bu nakliye işleriyle görevlendirildiği de ortaya çıkmamakta. Sadece 20 Mart 2003 tarihinde 140 ton yiyecek maddesi alınmış, bu, 4 kamyon yükü demektir, 10 tonu da, bozulabilen ve soğuk hava depolarında nakliyatı gerektiren beyaz peynirmiş’’

SÜLEYMANİYE MUHTARI DA İŞİN İÇİNDE
İddianamede bu fatura ve makbuzların bir muhtar tarafından kaşe basılarak onaylandığı da belirtildi. Böylelikle gıda yardımlarının yerine ulaştığı kanıtlanmak istendi. İddianamede bu konuda da şöyle denildi:

"Dikkati çeken şeylerden birisi de, gıda maddelerinin tümünün miktarının tonlarla belirtilmiş olması ve konşimentolarda gösterilen miktarların neredeyse iki misli artmış olmasıdır.. Örneğin, salça, çay ve zeytin yağı ihtiyacının, pirinç ve mercimek kadar büyük olması düşündürücüdür. Ayrıca ürünlerin ne ürün numaraları, ne de ürün cinsi belirtilmiş, faturalarına nazaran, paketleme şekli ve büyüklükleri hakkında herhangi bir veri de bulunulmamıştır. (…) Fatura ve konşimentoların yanında Martemsan firmasının mühürü ile mühürlenmiş ve imzalanmış blanko keş makbuzlar da vardır. Anlaşılmayan nedenlerden de, bu makbuzların arka sayfasında İstanbul Eminönü Kazasının Süleymaniye Mahallesinin Muhtarı olan Cuma Karadağ’ ın da mühürü vardır. Bu, bir nevi ‘’Teslim alındı belgesi’’ (Empfangsbe-scheinigung) olsaydı, teslim edilen gıda maddeleri için olurdu ve konşimentoya geçirilirdi. Bir muhtarın bu kadar gıda maddesini, hele 10 ton bozulabilir ve soğuk hava deposunda bekletilmesi gerekli olan beyaz peyniri, sipariş etmiş olabileceği olası düşünülmemekte. (…) Dikkati çeken bir şey daha vardır ki, sevkiyattan /Teslimattan 14 gün sonra faturaların yazılmış olmasıdır.’’
ALDATILAN KADIN:
Sanık GÜRHAN’ ın kız arkadaşı olarak kendini tanıtan bir kadının, Hükümet Temsilciliğine (Regierungspräsidium) göndermiş olduğu bir yazıda, Gürhan’ ın evli olmasına rağmen kendisiyle ilişkisinin olduğunu belirterek, onun hakkında suç teşkil eden suçlamalarda bulunmuştu. Euro 7 GmbH’ nın (daha önceleri Kanal 7 Int.) genel müdürü imiş ve maliyeye vergisini vermeden illegal işler çeviriyormuş, Deniz Fenerinin de başkanı olarak, Türkiye’ye para aktarıyor ve cebine indiriyormuş.. Daktilo ile yazılmış olan, tarihi konmamış, ancak 08.10.2002 tarihinde ulaşan mektup, ‘’.... sizden ricam, bu kriminal adama karşı bir şey yapınız....’’ diye bitiriliyor’’
TÜRK HÜKÜMETİNDEN BASKI:
EURO 7 nin kuruluşunun nedeni, sanık Ermiş’ in görüşüne göre, Almanya’da yaşayan Türklere Milli Görüş’ ün ve daha sonraları AKP nin siyasetini aşılamakmış. Şirketler de, para kazanmak için kurulmuşlar. Frankfurt am Main’da kurulan şirketlerin amacı, elde edilen paraları yıkamaya ve daha sonraları da islamın yaygınlaştırılmasına yönelikmiş. Şirket sahipleri, Türkiye’deki iktidarla iç içeymiş ve Milli Görüş ve AKP’nin siyasetine sıkı sıkıya bağlıymışlar. Soruşturma davası süresince, soruşturmalara defalarca siyasi etki yapılmaya, bilhassa Türk Hükümeti tarafından devam etmekte olan tutukluluğa mani olunmaya çalışılmıştır.
AKMAN İÇİN AYRICA SORUŞTURMA:
"C/1 Muhasebe/1 Kopi MS/_EHTAP’’ dosyasında reklam masrafarı ve reklamlardan olan gelirleri bildiren listeler var. Aynı dosyada iki adet davetiye yazıları da bulunmuştur. Birinci doküman ‘’Inter Continental Frankfurt (2)’’ ve 04.10.06 tarihli, hazırlayan Gürbüz; Zekeriya Karaman ve Mustafa Çelik için 06.10.06 ile 08.10.06 tarihleri arası için 2 adet tek kişilik oda rezervasyonu. İkinci dokümanda da, 22.11.06 tarihinde hakkında ayrıca soruşturma yapılan Zahid Akman için tek kişilik oda rezervasyonu yapılmakta.
TAYYİP ERDOĞAN’A PARA GİTTİ:
02.02.05 tarihli ‘’Empfangsbestitigung 2’’ olarak nitelendirilen alındı belgesinde, (Empfangsbescheinigung) herhangi bir meblağ yazılı olmamasına rağmen Mehmet Gürhan, Firdevsi Ermiş’ten parayı, Türkiye Başbakanı’na, (2003 yılından bu yana Recep Tayyip Erdoğan'a) Doğu Asya’daki Tsunami’ den zarar görmüş, yardıma muhtaçlara dağıtması için, vermek üzere, aldığını tasdik etmiş. Bu konu, sanık Ermiş’ in 7. kez ifadesi alınırken sorulmuş ve doğruluğu tasdik edilmiştir.
ZİYNET EŞYALARI:
Tanık bayan Elif Fatma Oruç’ un alınan ifadelerine göre, bazı insanlar, Deniz Feneri e.V. nin binasına bizzat gelip keş olarak yardım parası bağışında bulundukları da olmuş. Yapılan bağış toplama konserlerinden ve büyük miktarda ziynet eşyaları ve altınların yardım olarak hibe edilmeleri, ki bunun böyle olduğuna dair emareler, ele geçirilen malzemelerin gözden geçirilmesinde dikkat çekmiştir.
BENEFİS KONSERLERİ:
En çok keş yardım paralarının toplanabildiği yerler, yapılan benefis konserleriydi. Savcılık tarafından kendilerine gizlilik vaadi bulunan ve aralarına giren iki sivil polis memurunun bildirdiklerine göre, 31.03.2007 tarihinde Ludwishafen’deki Eberthalle’de yapılan konserde takriben 2.500 kişi bulunmuş ve gelen insanların para yardımında bulunabilmesi için bütün sandalyeların üzerine zarflar konulmuştu. Bu zarfların ön tarafına para yardımında bulunan kişi adını ve soyadına, kimliğini, yazabiliyordu. Bu zarflar daha sonra bir asma kilitle kilitlenmiş iki kırmızı renkli metal çantaların içine konuluyordu. Bu, veya bunlara benzer, metal çantalar ve zarflar yapılan arama esnasında bulunmuş ve el konularak emniyet altına alınmıştır.
PARALARI PAYLAŞTIK:
Sanık Mehmet Taşkan 29.08.2007 tarihli ikinci ifadesinde ‘’...takriben 2005 sonlarından 2007’ ye kadar aşağı yukarı 10-12 kez benefis konserler yapılmış ve bu konserlerde Deniz feneri e.V. için keş para yardımı toplanmıştı. Normal konserlerde 20.000 – 40.000 ,00 € arasında para yardımı toplanırken, Kurban Bayramı tatil günlerinde bu meblağ, 50.000 ila 120.000,00 arasında değişebiliyordu. Bu paralar ya Gürhan’a teslim ediliyordu veya Ermiş ve ben, keş para kasalarına paylaşıyorduk. Keş toplanan bu paralar, hiçbir zaman derneğin hesap numaralarına yatırılmadı’’ demiştir.
KURBAN PARALARI VE SAHTE VİDEO:
2006 Kurban bayramında, Deniz Feneri’ nin VakıfBank’taki 3344 numaralı hesabından 75.000,00 €’ luk bir meblağ, Sidi Mohamed Moussa adındaki şahsın hesap numarasına havale edilmiştir. Etablissement Hassane Sidi Mohamde firmasının (İthalat ve İhracat şirketi) teşekkür yazısından, 1.080 koyunun satın alındığı, kesimlerinin ve dağıtımının yapıldığı anlaşılmakta. Burada da, kesilen ve dağıtılan hayvanların satın alınmaları kesimleri vs. ile ilgili herhangi bir belge mevcut değildir. Dikkati çeken ve koyunların yardıma muhtaç kişilere teslimini gösteren bir video filmi dokümantasyonu var ki, bunun sanki mahsus yapıldığı ve güya teslimi gösterdiği kaygısı da var. Dokümantasyonda, yukarıda belirtilmiş olduğu kadar koyunun alındığını ve kesilip dağıtıldığını belirten hiçbir belge yoktur.
TAKLİT JEAN BİLE OLAMAZ:
Aktif Barter şirketinin strüktüründen, sanıkların bazılarının bu şirketin de ortakları olduğu anlaşılmaktadır. Kurucuları Beyaz İletişim tanıtım Turizm San. ve Tic. Limited Şirketi ile, Zekeriya Karaman, İsmail Karahan, Mustafa Çelik ve Aykut Zahid Akman idi. Firma, eşya yardımı için Tekstil ürünleri vermiş. Bilinmeyen şey ise, bu tekstil ürünlerinin nereye gönderildiğidir. Fatura Konşimentolarının tümü, Frankfurt Deniz Feneri e.V. adresine yazılmış. Konşimetonun üzerinde tanınmış marka ürünleri yazılı. Örneğin PRADA-Jeans gibi. Bunun yardım mahiyetli olduğu oldukça şüphelidir. Bir adet PRADA-Jeans’ in fiyatının, 25 Euro karşılığı olacağı, taklit dahi olsa, inandırıcı değildir.


MEHMET GÜRHAN
01.01.1963 Sungurlu/Türkiye doğumlu, Hanauer Landstrasse 513, 60386 Frankfurt am Main adresinde mukim, Türk ve Alman vatandaşı, evli. Sanık Türkiye’de, İslam Birliği Milli Görüş (IGMG)’ün yayın organı olarak bilinen ‘Milli Gazete’ de siyasi gazeteci olarak çalışmış. 1990-1991 yıllarında Milli Gazete’nin Belçika’da, Brüksel muhabirliğini yapmış. 1991 yılında eşiyle evlenmiş ve o tarihten bu yana devamlı kaldığı Almanya’ya gelmiş. Daha sonra taksi şoförü olarak (Bacanak/eniştesi Recep Kurum’ un yanında) çalışmış. 20.06.1997 tarihinde kendisine verilen belge ile vatandaşlığa alınmıştır. O zaman kendisi, Türk vatandaşlığından çıktığını beyan etmişti. Ancak 10.08.1998 tarihinde tekrar Türk vatandaşlığına girmiş ve Nisan 2002’de TSK’da temel eğitim yaparak askeri görevini tamamlamıştır. Sanığın üç çocuğu var, genelde Türkiye’de ikamet ediyorlarmış. Yakalandığı zaman sanık, Euro7 Televizyon Limited şirketinde çalışmakta olduğunu ve aynı zamanda Türkiye’de işletme okuduğunu beyan etmişti. Sanığın şimdiye kadar herhangi bir sabıkası olmadığı gibi, adı polisiye işlerine de karışmamıştır.
MEHMET TAŞKAN
01.01.1968 Bafra/Türkiye doğumlu, Lachwiesen 43, 63075 Offenbach adresinde mukim, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ve evli. Sanık TAŞKAN 1980’de Almanya’ya gelmiş. Babası 1967 yılından bu yana Almanya’da çalışıyormuş. Hauptschule’nin ardından ticaret bilimleri ağırlıklı okula gitmiş ve Mayıs/Haziran 1989’da meslek lisesinden Ticaret Bilimleri bölümünden mezun olmuş. Daha sonra devam edip bitirmediği İngilizce ve Latin dilleri ile iktisat ilimleri tahsiline Freiburg Üniversitesi’nde devam etmiş. Sanık TAŞKAN, 1989’da Breisgau’dan Freiburg’a taşınmış, ilk önceleri öğrenci yurdunda kalmış, daha sonra 1993’ten itibaren de eşiyle birlikte kirada oturmuş. 1989 Mart ayında süresiz oturma müsaadesi almış. 2002 yılında Santour Gemi işletmesinde çalışmış, ancak 2002 yılında işten çıkarılmış. Aradan kısa süre sonra ise, kendi hesabına (Gemi) seyahat ve Santour GmbH için aracılık yapmaya başlamış. 2005 yılında ilk kez Atlas Media Marketing GmbH şirketi için çalışmaya başlamış. Sanığın 1 ila 14 yaşları arasında üç çocuğu var. Yakalanmadan evvel ailesiyle beraber Offenbach’taki Lachwiesen 43 adresinde, mülkünün kendisine ait olduğu bir dairede oturuyordu. Aynı yerde bir dairesi daha var. O dairede, ülkesi Türkiye’ye kaçtığı ana kadar sanık Bedrettin Bülent Bilgin oturuyordu. Sanığın şimdiye dek herhangi bir sabıkası yoktur; adı polisiye işlerine de karışmamıştır.
FİRDEVSİ ERMİŞ
02.03.1964 Kavak/Türkiye doğumlu, Taunus Strasse 65, 63067 Offenbach am Main adresinde mukim, Alman vatandaşı ve evli, Sanık ERMİŞ, Türkiye’nin Burdur ilinde dünyaya gelmiş. Ortaokulu bitirdikten sonra, takriben 13 yaşlarında, babası onu bir Kur’an kursuna göndermiş, ancak orada bir yıl kadar kalmış. Ardından Burdur’da İmam Hatip Lisesine devam etmiş ve bitirmiş. Ardından İstanbul’daki Marmara Üniversitesi’ne girmiş ve 1983 yılından itibaren iktisat okumaya başlamış. Üniversiteden 1990 yılında, ‘Uluslararası İktisat’ bölümünden mezun olmuş. 1991 yılında Almanya’ya gelmiş ve Stuttgart Üniversitesi’nde doktora yapmak istemiş. 1995/1996’dan itibaren kayınbabasının gıda maddeleri dükkanında çalışmış, daha sonraları da Pfullendorf’taki Geberit firmasında, bantta vardiya işçiliği yapmış. Gazetede çıkan bir ilan üzerine 2001 yılında Media 7 firmasında iş bulmuş ve orada diğer işlerinin yanında muhasebeci olarak çalışmaya başlamış. Sanık evlidir. Şimdiye dek herhangi bir sabıka kaydına rastlanmamıştır, adı polisiye işlerine karışmamıştır.
01.01.2002 ila 30.04.2007 tarihleri arasında kalan zaman diliminde, Frankfurt am Main ve diğer kentlerde, beraberce hareketle; kendilerine maddi avantaj sağlamak amacıyla, gerçek olmayan meslek edinircesine ticari olarak yaparak, büyük miktarda mal mülk kaybının müsebbibi olmuş olmakla, yapılan dolandırıcılığın idamesi ile de, birçok insanı mal mülk kaybına uğratacak tehlikeyle karşı karşıya nesneleri gerçekmiş gibi gösterip bir yanılgının oluşmasına, bunu getirmiş olmakla, sanık GÜRHAN ve TAŞKAN ayrıca, hukuken birbirinden ayrı olan 30 fiilde daha ve herbirinde, işveren olarak, çalışanlardan kesilen sosyal sigorta ve iş teşvik primlerini gereken makamlara ulaştırmamış olmakla itham edilmektedirler.
Sanık GÜRHAN, 24.03.2001 tarihinden, 17.11.2006 tarihine kadar tescili yapılmış Deniz Feneri e. V. derneğinin kayıtlı yönetim kurulu başkanı idi. Daha sonraları her ne kadar yönetim kurulu başkanı olarak resmi kaydı olmamış ise de, derneği fiilen kendisi yönetiyordu.
Daha evvel dernek için ve derneğin şirketleri için çalışmış olan ve 2005 yılının ortalarından itibaren GÜRHAN’ın kararlarına ortak olan sanık TAŞKAN, 17.11.2006 tarihinden itibaren yönetim kurulu başkanlığı görevini üstlenmiştir. Sanık ERMİŞ ise, 07.04.2001 tarihinden, yakalandığı 25.04.2007 tarihine kadar derneğin katibi ve muhasebecisi idi.
Dernek, Internet sayfasında, broşürlerde, gazetelerde, televizyonda, bilhassa dernekle birlikte işbirliği yapan Euro 7 televizyonunda reklamlar yaparak, Frankfurt am Main Postbank’taki 301535602, Vakıf Bank Int. AG Frankfurt’taki 3344, Bank für Sozialwirtschaft’taki 8620500, Commerzbank Frankfurt’taki 585 4666 hesap numaralarına olduğu gibi, Avrupa’nın diğer ülkelerindeki hesap numaralarına bağışta bulunmaları için halka çağrıda bulunuyordu. Bu çağrı yapılırken, Türkiye’de, Pakistan’da ve diğer ülkelerdeki yardıma muhtaç insanlar kısmen gösterilmekte ve onlara nasıl ve nelerle, hangi yollarla yardım edilebileceği de söyleniyordu.
Bağışların banka havalesi ile veya keş verilerek de yapılacağı açıklanıyordu. Yukarıda belirtilen zaman diliminde derneğin gene yukarıda belirtilen hesap numaralarına yekun olarak 41.423. 158,85 Euro bağış parası havale edilmişti. II. Esasla (Dava) ile ilgili 1. Soruşturma davasının gelişmesi a) Kara Para yıkama zannı Soruşturma davasının başlatılmasına, çeşitli bankaların bu bağlamda yapmış oldukları bildirimleri neden olmuştu.
Frankfurt am Main Commerzbank AG, 05.01.2006 tarihinde, bankanın Kaiserstr. 30, 60311 Frankfurt am Main şubesinde açılmış olan ve Adam Opel Strasse 5, 60386 Frankfurt am Main adresindeki Deniz Feneri e.V. ye ait 400 5854666, BLZ 500 400 00 bağış hesap numarasından, 10.10.2005 tarihi ile 05.01.2006 tarihleri arasında (bildirimin yapıldığı tarih) büyük miktarda keş paranın çekildiğini Hessen Eyaleti Emniyet Genel Müdürlüğü’ne (HLKA-SG 413) bildirmişti. Hesap numarası açıldığında, 16/17.12.2004 tarihinde hesap numarasının açılması için başvuru formülerini Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Gürhan’ın imzaladığı, hesaptan para çekme (tek başına) yetkisinin olduğu ve 03.01.2005 tarihinden itibaren de (yalnız) Gürhan’la birlikte Firdevsi ERMİŞ’in de imzalama ve çekme yetkisi vardı. 1,35 Milyon Euro’nun keş çekildiği, Commerzbank’ın ilettiği hesap numarası dekontlarında dikkati çekiyordu, daha sonra yekun meblağın 3.353.000,00 euro olduğu tespit edilerek, banka tarafından bildirilmişti. 2005 yılında çekilen büyük bir meblağ paranın çekiliş nedeninin Commerzbank tarafından bilinmek istemesi üzerine, konu hakkında yöneltilen soruya Dernek cevap vermediğinden, hesap numarası banka tarafından, yapılan kara para yıkama zannı bildiriminden sonra kapatılmıştır.
Bu kara para yıkama zannı bildiriminden sonra soruşturma davası başlatılmıştı. Commerzbank tarafından ek olarak ibraz edilen belgelerden, keş çekilen paraların, hesap numarasından para çekme yetkisine sahip sanık GÜRHAN, ERMİŞ ve TAŞKAN tarafından çekildiği ortaya çıkmıştır. Bu kara para yıkama zannı bildirimine istinaden soruşturma davasının başlatılmasından sonra, Deniz Feneri e.V. derneğine karşı daha önceleri, Gross-Gerau Volksbank tarafından 07.02.2000 tarihinde, 6 kez keş çekilen paranın 2,1 Milyon Euro ettiği ve bunun dikkati çektiği ve aynı zamanda 26.08.2004 tarihinde de Frankfurt Postbank tarafından da 12 kez keş olarak takriben 2 Milyon Euro’nun çekilmiş olduğu ve bankaların bunun da bildiriminde bulundukları anlaşılmıştır.
Frankfurt am Main Savcılığı, 26.04.2004 tarihinde, Mehmet Gürhan hakkındaki, son olarak zikredilen, Ceza Kanunu Madde 261 mealindeki kara para yıkama zannı soruşturma davasını, Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu Madde 170 bent 2 gereğince, takipsizlik kararı ile kapatmıştı (6370 Js 233085/04). Takipsizlik kararı yazılı gerekçelerinde, sanık Mehmet Gürhan’ın Postbank’ta, Deniz Feneri e.V. hesap numarasının yanında European Food & Marketing GmbH’nın ve Media 7’nin hesap numaralarının olduğu ve kendisinin “YİMPAŞ Verwaltungs GmbH’nın da sorumlularından’’ olduğu yazılıdır. 2002-2007 arası zaman diliminde sanık ERMİŞ, Deniz feneri e.V. derneğinin hesap numaralarından, toplam olarak 6.351.000, 00 Euro parayı, 45 defada keş çekmiş.
Sanık TAŞKAN ise, 10.01.2006 tarihinden 09.02.2007 tarihine kadar, derneğin hesap numaralarından yekun olarak 11 kez ve toplam 2.255.000.00 Euro para çekmiş; bunların 10 defasında ise parayı, sanık ERMİŞ ve hakkında ayrıca soruşturma yapılan KURUM’la beraber çekmiştir. Sanık GÜRHAN kendilerine bunun için, hesap numarasından para çekebilmeleri için vekâlet vermişti.
Sanık GÜRHAN, Derneğin hesap numaralarından 50 kez ve toplam 9.978.000,00 Euro çekmiştir.
Adı geçen sanıklar ayrıca, hem kendileri tarafından, hem de başka kişiler tarafından, Derneğin hesap numaralarından keş olarak çekilen paraların Türkiye’ ye götürülmesi işinde, kuryelik de yapıyorlardı. Sanıklar bu işi yaparken (sanık TAŞKAN en geç 2005 yılı ortalarından itibaren), Derneğin amacının haricinde, paraların, bağışta bulunan insanların bildikleri kaynakların dışında, başka yerlere gittiğini biliyorlardı.
Bu tür eylemlerle sanıklar, kendilerine, uzun süreli ve cüzi olmayan bir maddi avantaj sağlamak istiyorlardı. Aynı zamanda sanıklar, bu eylemlerinden dolayı büyük bir maddi zarar ziyanın oluşacağını bilmekte ve bundan büyük sayıda insanın da etkileneceğinin farkında idiler.
Sanık Gürhan ve Taşkan, büyük miktarda mal mülk kaybının müsebbibi olmakla itham edilmektedirler. Sanıklar hem kendileri tarafından, hem de başka kişiler tarafından, Derneğin hesap numaralarından keş olarak çekilen paraların Türkiye’ ye götürülmesi işinde kuryelik de yapıyorlardı.
08.01.2006 tarihinde neredeyse eşzamanlı ve Berlin İslam Cemaati Başkanı ve IGMG (Milli Görüş İslam Toplumu e.V.) eski hukuk danışmanı Abdurrahim VURAL’ın, Almanya’nın çeşitli Maliye dairelerine Deniz Feneri e.V. ile IHH e.V. ( İnternationale Humanitäre Hilforganisation e.V.) ve IGMG e.V. yetkililerine karşı, yardım paralarını suiistimal edip kötüye kullanmak ve vergi kaçakçılığı yapmakla suçladığı, şikayet yazısı gelmişti. Gelen şikayet yazısında aynen “... Aslında toplanan bu yardım paraları gerektiği yere gitmemekte, aksine işin arkasında bu paraları suiistimal edip kullanan çeşitli örgüt ve partiler var, örneğin YİMPAŞ Holding, Kanal 7 (Deniz Feneri), yasaklı Refah partisi-Erbakan vs. Kanal 7 (Almanya’da da yayın yapmakta) Deniz Feneri tarafından finanse edilmektedir’’
11.04.2006 tarihinde, Sema Tokgöz adında bir kadın Berlin’den Frankfurt am Main Maliye Dairesine gönderdiği bir faksla, Deniz Feneri e.V. yetkililerine karşı takriben aynı suçlamaları yapıp şikayette bulunduğunu bildirmişti. Daha sonra yapılan soruşturmalar neticesinde, bu faksın da tanık VURAL tarafından gönderildiği tespit edilebildi.
20.02.2007 tarihinde Frankfurt am Main Savcılığına, kimin gönderdiği yazılı olmayan bir şikayet dilekçesi gönderilmişti. Dilekçeyi yazanın, sanıkları ve çevresini ve firmaları çok iyi tanıdığı ve iç işlerini gayet iyi bilen birisi olduğu dikkati çekmişti. Suçlamaları inandırıcı bir şekilde tekrarlayarak sanık Mehmet GÜRHAN’ ın bütün bu işlerin rejisörlüğünü yaptığını bildirmişti.
Yeni ve ceza yasasınca suç teşkil eden fiillerin yanında, somut bildiriler de (kaçak adam çalıştırma, vergi kaçakçılığı, dolandırıcılık, zimmete geçirme, Muhasebenin manipule edildiği, gibi) yapılmış ve Türk siyasi hayatından bazı hükümet yetkilileriyle işbirliği yapıldığı anlatılmıştı. Yazıda, “ ....Derneğin her yıl elde ettiği 10 - 15 Milyon euro yardım paralarından gerçekten de yardım ediliyor. Ancak paranın büyük kısmı Mehmet Gürhan ve adamları tarafından nakit çekilerek Türkiye’ye götürülmekte ve kendilerine mal edilmektedir. Bazen Zekeriya Karaman, Mustafa Çelik ve İsmail Karahan da para götürüyorlar...”
"AKP’nin hükümette olmasından bunların hükümete ve polis teşkilatına yakınlıkları vardır’’. Daha sonraki soruşturmalardan, bu şikâyetin de tanık VURAL’dan geldiği ve kendisinin daha önceleri IGMG e.V. de hukuk danışmanı olarak görev yapmış olduğu anlaşılmıştı.
15.03.2007 tarihinde Frankfurt am Main Emniyet Müdürlüğü’ne, Internet yoluyla ve göndericisi beli olmayan bir şikâyet yapılmış ve 1978 doğumlu Elitok ÖZGÜR adındaki bir şahsın, Adam-Opel-Str. 5 adresindeki Euro7 GmbH Firmasında kaçak olarak çalıştığı bildirilmişti. Bu isimle birisinin kaçak olarak çalıştırıldığı, 20.02.2007 tarihinde yapılan ve gene göndericisi belli olmayan (anonim) şikâyette de bildirilmişti. Yapılan Interpol araştırmaları neticesinde anonim şikâyetleri yapanın kimliği ve Özgür adındaki şahsın kim olduğu belirlenemedi.
Sanık GÜRHAN’ın Alman vatandaşlığına girmek için yapmış olduğu başvurusu dolayısıyla, konu ile ilgili açılan dosyanın incelenmesinde, o zamanlar Gürhan’ın kız arkadaşı olarak kendini tanıtan bir kadının, Hükümet Temsilciliğine (Regierungspräsidium) göndermiş olduğu bir yazıda, Gürhan’ın evli olmasına rağmen kendisiyle ilişkisinin olduğunu belirterek, onun (Gürhan’ın) hakkında suç teşkil eden suçlamalarda bulunmuştu: "Türk vatandaşlığından çıkıp Alman vatandaşı olduktan sonra, tekrar Türk vatandaşlığına girmiş, bunu baştan böyle planlamış. _Nisan 2002 yılında kendi isteği ile Türkiye’ de (Burdur’da) bir aylık askerlik yapmış. Bu zaman zarfında Türk Milli İstihbarat teşkilatı için çalışacağını kabul etmiş. Kendi işleri için, “ajanlığını suiistimal ederek, çevresinden olan tanıdıklarını ve iş arkadaşlarını Türk polisine ve Interpole şikâyet ederek suçlamış ve ele vermiş.’’ Alman polisi onun (Gürhan’ın) “işine yarayan, icracısı olan aptallarmış.” Kendisi de karısı gibi “fanatik bir İslamcı olup, Alman ve Hıristiyan olan her şeyin düşmanıymış, bunu da alenen savunuyormuş.’’ Milli Görüş’ün üyesiymiş. Euro 7 GmbH’ nın (daha önceleri Kanal 7 Int.) genel müdürüymüş ve maliyeye vergisini vermeden illegal işler çeviriyormuş, Deniz Feneri e.V. nin de başkanı olarak “Türkiye’ye para aktarıyor’’ ve “cebine indiriyormuş.’’
Daktilo ile yazılmış olan, tarihi konmamış, ancak 08.10.2002 tarihinde ulaşan mektup, şöyle bitiriliyor : “ .... Sizden ricam, bu kriminel adama karşı bir şey yapınız....’’
BAŞBAKAN ERDOĞAN’IN ADI GEÇEN BELGE
02.02.05 tarihli ‘’Empfangsbestitigung 2’’ olarak nitelendirilen alındı belgesinde (Empfangsbescheinigung) herhangi bir meblağ yazılı olmamasına rağmen Mehmet Gürhan, Firdevsi Ermiş’ten parayı, Türkiye Başbakanı’na, (2003 yılından bu yana Recep Tayyip Erdoğan'a) Doğu Asya’daki Tsunami’den zarar görmüş, yardıma muhtaçlara dağıtması için, vermek üzere, aldığını tasdik etmiş. Bu konu, sanık Ermiş’ in 7. kez ifadesi alınırken sorulmuş ve doğruluğu tasdik edilmiştir.
Sanık Taşkan’ın bürosunda bir adet laptop ele geçirilmiştir: Bu laptopun bilgi hafızasında mevzu miktarda bilgilerin bulunduğu tespit edilmiştir. Deniz Feneri e.V. yi ilgilendiren bilgilerin olduğu da görülmüştür. Türkiye’de yardıma muhtaç kişilere verilen yardım listeleri de vardı. Ayrıca Deniz Feneri e.V. nin güya yapılmış yıllık kongrelerinin ve yönetim kurulu toplantılarının tutanakları da vardı ki, bunlar yıllar sonra hazırlanıp, doküman haline getirilmiş. Dikkati çeken şey ise, Kanal 7’ nin muhasebesiyle ilgili bilgilerin de aynı yerde bulunmasıdır. Food & Marketing GmbH şirketinin Video CD’ leri ve DVD satışlarını ilgilendiren bilgiler ile Türkiye’deki “Club Familia’’ otel tesisleri ile Atlas firması ile ilgili belgeler de bulunuyor.
"C/1 Muhasebe/1 Kopi MS/_EHTAP’’ dosyasında reklam masrafları ve reklamlardan olan gelirleri bildiren listeler var. Aynı dosyada iki adet davetiye yazıları da bulunmuştur. Birinci doküman ‘’InterContinental Frankfurt (2)’’ ve 04.10.06 tarihli, hazırlayan Gürbüz; Zekeriya Karaman ve Mustafa Çelik için 06.10.06 ile 08.10.06 tarihleri arası için 2 adet tek kişilik oda rezervasyonu. İkinci dokümanda da, 22.11.06 tarihinde hakkında ayrıca soruşturma yapılan Zahid Akman için tek kişilik oda rezervasyonu yapılmakta.
HLKA’ya (Hessen Eyaleti Emniyet Genel Müdürlüğü) 03.05. 2007 tarihli talimat yazısıyla birlikte, on adet alındı belgesi (Empfangsbescheinigung) verildi. Bu alındı belgeleri üzerinde isimleri yazılı olan ve yardım almış şahıslar tamamen ayrı kişiler olmasına rağmen,alındı belgelerinin üzerindeki imzalar birbirine çok benzemektedir. Konu ile yapılan analiz neticesi verilen bilirkişi raporuna göre, bütün alındı belgelerinin üzerindeki imzalar, çok büyük bir ihtimalle, aynı kişi tarafından atılmış. Gene daha sonra tespit edilen gerçeğe göre, gene çok büyük bir ihtimalle imzalar, belgelere iliştirilen ve “yardıma muhtaçtır’’ belgelerini de imzalayan Muhtar tarafından imzalanmış.
4.07.2007 tarihinde alınan ilk zanlı ifadesinde sanık Ermiş, üzerinde, kendi verilerine göre, ‘‘fiili Muhasebe’’ olarak adlandırdığı “yan muhasebe”nin bulunduğu harici bir bilgisayar hafızası vermişti. Bu bilgisayar hafızasında, gayri resmi muhasebe ve yardım paralarının gerçekte nerelere harcandığı tam olarak mevcutmuş. Bu hafıza değerlendirilmiş ve Ermiş’ in bununla ilgili ifadesi tekrar alınmıştır. Bazı gerçek harcamalar, hem resmi ve hem de gayri resmi muhasebede görülüyor. Almanya Deniz Feneri’nin hesap numaralarından keş para çekildiği zaman bu para, Gürhan’a teslim ediliyormuş. Deniz Feneri’nin gayri resmi muhasebesinde bu, ’’Unterkonto Gürhan’’ hanesine ‘’Teslimat Gürhan’’ olarak geçiriliyormuş. Gürhan, Ermiş’e devamlı, ne kadar meblağı ne olarak deklare edip muhasebeye geçireceğini söylüyormuş. Aynı meblağ da, hakkında ayrıca soruşturma yapılan Bilgin tarafından kasaya (bankaya Kasa) işleniyormuş. Resmi olarak bu meblağ da neticede, mevcut “alındı belgeleri”nin tutarı, artı diğer harcamalar, hesaba geçiriliyormuş.
2006 ortalarından itibaren muhasebeye geçirme tekniği ‘dolaylı yoldan’ yapılmaya başlanmış. Gayri resmi muhasebenin kayıtları, Almanya Deniz Feneri’nin bilgisayarında yokmuş, 2005 sonlarından bu yana Türkiye’de Kanal 7’de bulunan bir Server’da kaydedilmiş ve ancak online olarak ulaşılabiliyormuş. Böylece dernekte yapılacak bir polis kontrolünde bir şey bulmak mümkün değildi. Hatta Deniz Feneri’nin yerini, Media 7 GmbH’nın binasından uzaklaştırmak hususu da düşünülmüş. Gürhan yönetim kurulu başkanlığından ayrılmış.Almanya’da toplanan yardım paraları ya Gürhan tarafından, ya da görevlendirip yetkilendirdiği kişiler (Ermiş, Taşkan, Kurum) tarafından bankalardan keş çekiliyor ve Türkiye’ye, oradaki Deniz Feneri’nin gayri resmi başkanı olan Zekeriya KARAMAN’a götürülüp teslim ediliyordu, o da parayı tekrar Almanya’ya, kurulan şirketlerin (Atlas Media, Weiss Handelsgesellschaft, Euro 7, Yeni Şafak ve European Consulting) sermayesi olarak havale ediyordu. Paralar, derneğe borç olarak gayri resmi muhasebeye geçiriliyordu. Şirketlerin sermayeleri bu şekilde finanse edilmiş.
Hakkında ayrıca soruşturma yapılan KARAMAN, Türk Kanal 7’yi çalıştıran şirket olan Yeni Dünya’nın Gürhan’la birlikte Genel Müdürü ve Beyaz Holding ve Atlas Pazarlama şirketlerinin de hissedarıymış. Almanya ve Türkiye’deki şirketlerin hissedarları şunlarmış: Karahan, Çelik, Akman, Gürhan.
Karaman, Gürhan’ı, Almanya EURO 7 için sorumlu ve yetkili kişi olarak görevlendirmiş.Daha önce Genel Müdürlüğü Zahid Akman yapıyormuş. Almanya’dan Türkiye’ye keş getirilen paraları teslim alıyor ve kısmen de, bu paraların teslim edildiğine dair belgeler de imzalıyormuş. 20.000,00 EURO-50.0000,00 EURO arasında, küçük meblağlar halinde keş çekilen paralar, ya Gürhan tarafından ya da Ermiş tarafından, keş olarak, kurulan şirketlerin hesap numaralarına “ana sermaye’’ olarak deklare edilip yatırılıyormuş.
Resmi muhasebede, yatırılan para bir kez, “ana sermaye’’ olarak deklare edilmişti; gayri resmi muhasebede ise Deniz Feneri’ ne borç olarak geçmişti. Ama Deniz Feneri’ne bu borçlar hiçbir zaman ödenmemiş.
Kurulan şirketlerin hesap numaralarına, Türkiye’deki şirket hissedarlarının da güya keş para yatırdıkları olmuş. Sanki Türkiye’den para getirilip, şirketlerin hesaplarına yatırılıyordu. Aslında bu paralar, daha önce Gürhan tarafından Deniz Feneri’nin hesaplarından keş çekilmiş ve onlara verilmişti. Böylece hissedarlar, kendi adlarına şirketlerin hesaplarına para yatırmış oluyorlardı.
2002 yılında ERMİŞ sadece Deniz Feneri’nin fiili muhasebesini değil, aynı zamanda MEDİA 7 GmbH’nın da fiili muhasebesini üstlenmiş. Media 7 GmbH altında diğer şirketler için de hesap kayıtları yapılmış. Daha sonra ismi değiştirilerek Euro 7 GmbH yapılmış. Daha sonraları, resmen kuruluşları yapılmış olduğundan, diğer şirketler için hesaplar açılmış. Gerçek kâr ve zararın tesbiti ve dağıtımının yapılabilmesi için, diğer şirketlerin gayri resmi muhasebesi, Deniz Feneri’ninkine karıştırılmamıştı. Sanık TAŞKAN verdiği ifadelerinde, toplanan yardım paralarının karıştırılması olayını anlayamadığını onun için konuyu Ermiş’e sorduğunu açıklamıştır. Bunun üzerine Ermiş kendisine (Taşkan’a), doğru muhasebede bunları ayırdığını söylemiş. Sanık bu bağlamda, Ermiş tarafından yapılan gayri resmi bir muhasebenin de olduğunu 2005 yılı ortalarında öğrenmiş. Bir gün Ermiş’in bilgisayar sorunu olmuş ve kendisinden yardım istemiş. Bu meyanda masasında, kaçak ödeme yapılmış ücret listelerini görmüş. Ermiş Taşkan’a, kime ne kadar kaçak olarak ödemesi gerektiğini bilebilmesi için, ‘fiili muhasebenin’ kopyalarını da vermiş. Ermiş, Taşkan’a, fiili muhasebenin oldukça karışık olduğunu, bütün şirketler için birer ‘konto‘ açtığını anlatmış. Taşkan’dan başka böyle gayri resmi bir muhasebenin yapıldığından Gökhan Gürbüz’ün, Bedrettin Bilgin’in, Serpil Straka’nın ve haliyle Gürhan’ın da haberleri varmış. 2006 yılından bu yana bilgilerin kaydedildiği ve Türkiye’de bulunan bir Server varmış. Ermiş bunu kendisine bir kez göstermiş. Ermiş, fiili muhasebeyi kendi bilgisayarında yapmış ve hatta bir gün Ermiş kendisine, sadece kendi işyerinden (masasından) buna (Server’a) girilebilineceğini söylemiş. İfadelerinde, bilgilerin bu şekilde kaydedilip hafızaya geçirilmesini, maliyeden gelebilecek herhangi bir baskın veya aramaya karşı tedbir nedeni olarak sandığını açıklamıştır. Ancak Server’ın nerede bulunduğunu bilmediğini, Ermiş’in kendisine Server’ın Türkiye’de olduğunu söylediğini, onun için de kendisinin bunun Kanal 7’de olabileceğini düşündüğünü, belirtmiştir. Kendisinin önceleri yardım paralarının, derneğin amacı haricinde kullanıldığını bilmediğini, fiili muhasebenin bunun için yapıldığını hiç de düşünmediğini, fiili muhasebeye Ermiş’in, Euro 7 ve Deniz Feneri’nin keş paralarını tam olarak geçirdiğini düşündüğünü açıklamaktadır.
Yapılan yardımların resmi ve gayri resmi muhasebeye göre karşılaştırılması: Ermiş’in ifadelerinden, resmi muhasebenin sadece maliye dairesi için yapıldığı, paraların gerçekten nereye ve nasıl harcandığı gayri resmi muhasebeden anlaşılabileceği ortaya çıkmaktadır. Gayri resmi muhasebede yardım hizmeti diye geçen yardımların gerçekten yapılmış olduğundan çıkmalıymış.
Sanık ERMİŞ ve TAŞKAN’ın ifadelerine göre, yardım paralarının derneğin maksadına aykırı kullanılması Sanık Ermiş’in ifadelerine göre, toplanan yardım paralarının takriben % 40 kadarı gerçekten yardımlar için harcanmış, % 60 kadarı da kurulan şirketlere sarkıtılmış. Yardım paralarıyla gayri menkuller satın alınmış. ...Para Türk şirketinden Alman şirketine aktarılmış; herhangi bir Türk şirketinin parasının kalmaması halinde, bir başka şirket tarafından devralınıyordu. Yardım paraları Taxi Quick ve Rapidway şirketlerine de aktarılmış.
Ayrıca ERMİŞ’in anlatmış olduğu gibi, zamanında ‘Baltic Kristina’ adını taşıyan ve Letonya’da demirlemiş bir geminin de, Almanya Deniz Feneri’nin parasıyla satın alınmış.
Sanık TAŞKAN ifadelerinde, 2004 yılı Kasım ayında Türkiye’ye gittiğinde Zekeriya KARAMAN’a takriben 200.000,00 EURO götürdüğünü, kendisine bu parayı, İstanbul’da, bürosunun bulunduğu Kanal 7’nin de aynı yerde olduğu, 3. katta verdiğini açıklamıştır. Parayı verdiği zaman yanlarında hiç kimse yokmuş. Hiç kimse de görmemiş. Parayı, beyaz renkli bir zarfın içinde eline vermiş. KARAMAN paranın kendisine verilmesini hiç de sürpriz bulmamış. Parayı daha önce Firdevsi ERMİŞ’ten almış. ERMİŞ kendisine, parayı Zekeriya KARAMAN’a vermesini söylemiş. ERMİŞ kendisine, Taşkan’a, ayrıca üzerinde bu paranın Türkiye’de yardıma muhtaç kişilere dağıtılmak üzere olduğu ve Deniz Feneri’ne ait olduğu yazılı bir makbuz imzalatmış. Parayı keş Türkiye’ye götürüp teslim ettikten sonra, geri dönerken kendisine, İstanbul’daki Kanal 7 binasında, Almanya’ya götürmesi üzere, içinde “Alındı” makbuzlarının bulunduğu bir bavul verilmiş. Sanık TAŞKAN ifadelerinde, paraların gerçekten nasıl ve nereye harcandığı hususunda bilgisinin olmadığını ve bilmediğini açıklamıştır. Zekeriya KARAMAN’a güvendiğini ve paraların gerçekten yardıma muhtaç kişilerin ihtiyaçları için kullanıldığını sanıyormuş. Herhangi bir projenin hesabını / fizibilitesini hiç görmemiş. Almanya Deniz Feneri’nin, Türkiye’de yardımları dağıtacak herhangi bir çalışanı, personeli yokmuş.
2007 yılı Temmuz/Ağustos aylarında sanık İstanbul’a gitmiş. Orada Zekeriya KARAMAN’la birkaç kez toplantı yapılmış. Karaman, Almanya Deniz Feneri ile bayağı ilgilenmiş. Sanık (Taşkan) haftada takriben üç kez KARAMAN’ın bürosunda bulunmuş, GÜRHAN ve ERMİŞ’in tutuklanmalarını konuşmuşlar. Bir defasında Mustafa ÇELİK ve İsmail KARAHAN da hazır bulunmuşlar. Kendisi hazırlık dosyasını KAYMAKÇI’dan almış, “Alındı” makbuzlarının gerçek olabileceklerinden şüphelendiğini dile getirmiş. Bunun üzerine Zekeriya KARAMAN, makbuzların gerçek olduğunu, kişilerin de yardım aldıklarını, ancak makbuzların üzerinde yazıldığı gibi olmadığını, alınan yardımın daha az olduğunu, ancak ne kadar daha az olduğunu söylemediğini, yardım alan kişilerin hem para ve hem de eşya yardımı aldıklarını anlatmış. Bu olayın ne zamandan beri böyle yürütüldüğü ve makbuzları kimin düzenlediği hususunda konuşulmamış.
ERMİŞ’ in ifadelerinde, “Yardım alındı” makbuzlarının Türkiye’de düzenlendiğini kendisi bizzat, bir bavul dolusu “Alındı Makbuzu” getirdiğini bunların hepsinde tarih ve meblağ yerlerinin boş bırakılmış halde olduklarını, bunları İstanbul’da kanal 7’nin binasında, 3. katta Harun KAPIYOLDAŞ adındaki şahıstan teslim aldığını, Bedrettin BİLGİN’in ve daha önceleri de Adil AŞÇI adındaki şahsın da Türkiye’den böylesi belgeler getirdiklerini, Dr. AKMAN ve İzzet KURUM’un, satranç oyun tahtasında piyon olduklarını, KURUM’un, GÜRHAN’ın, eniştesi (veya Kayın biraderi) olduğunu açıklamıştır.
Hakkında ayrıca soruşturma yapılan Harun KAPIYOLDAŞ, Türkiye Deniz Feneri’nin ve Kanal 7’nin (Yeni Dünya) mali müşaviri ve finans işlerinden sorumlu kişisi olarak, çeşitli yardım makbuzlarını “Alındı Belgesi” formunda, güya mahallinde yardıma muhtaç kişilerce ‘Alınmış’ olarak imzalamış.
TAŞKAN, BİLGİN, GÜRHAN ve İzzet KURUM’un da böyle belgeleri Türkiye’den getirdiklerini, bu belgelerin Türkiye’de düzenlendiğini, imzalandığını ve bu şekilde Almanya’ya getirildiğini, bu belgelerin üzerindeki meblağların daha sonra yazıldığını, bu belgelerden para yardımını kimin yaptığının görülmediğini, ancak kendisinin, Ermiş’in, gayri resmi muhasebeden, makbuzların üzerindeki para meblağlarının, makbuzlarda adları geçenlere verilmediğini bildiğini açıklamıştır.
Eşya yardımı yapıldığı zaman, ne eşyası olduğu hiçbir zaman yazılmamış. Türkiye’de, yardıma muhtaç kişilere sadece eşya yardımında bulunulmuş ve sonradan da, para yardımı yapılmış gibi meblağ yazılarak, makbuzlar düzenlenmiş. Arama esnasında bulunup ele geçirilen makbuzların tümü, daha sonra doldurulmuş ve meblağları yazılmış. Bu yardım makbuzları Türkiye’den getirildiklerinde, oradaki Deniz Feneri’nden değil, devamlı Kanal 7’den getiriliyormuş. Bu belgelere, Almanya Deniz Feneri’nin hesabından para çekildiği zaman, resmi muhasebede bunun nereye gittiğini gösterebilmek için, ihtiyaç varmış. Bu belgelerdeki yekun meblağın, neticede, eşya satın alınan firmaların faturalarındaki meblağa eşit olması gerekiyormuş. Maliye dairesinden, yardım belgelerinin ibraz edilmesi istendiğinde, muhasebede görülen kayıtlarla mevcut yardım belgelerinin mutabakat göstermediği görülmüş. Çünkü sadece 2001-2003 yılları için belgeler varmış. Olay, hemen Türkiye’ye, hakkında ayrıca soruşturma yapılan KARAMAN ve KAPIYOLDAŞ’a iletilmiş. KAPIYOLDAŞ, içinde takriben 20 kilo belge bulunan çantayla Almanya’ya gelmiş. Getirdiği belgeler doldurulmuş, sadece Euro meblağlarının yazılması gerekiyormuş, ki böylece Deniz Feneri’nin muhasebesi ile yardım belgelerinin yekun meblağları birbirlerine mutabık olacak şekilde uydurulmuş. “Alındı Belgeleri” nin hiçbirinde tarih yokmuş. Maliyeden belgelerin ibrazı istendiğinde, 2001 ve 2002 yılına ait belgeler tamamlanmış, sadece 2003 yılı belgeleri yokmuş.2001 ve 2002 yıllarına ait belgeler, 2003, 2004 ve 2005 yıllarında GÜRHAN, TAŞKAN ve belki de KURUM tarafından Almanya’ya getirilmiş. Bütün belgeler bavullarla getirilmemiş; kendisi, ERMİŞ, belgelerin Maliye’ye ibrazından evvel sıralanması işiyle BİLGİN’i görevlendirmiş. AÇIK KAPATILMIŞ . BİLGİN belgeleri sıralayıp düzeltirken, 2003 yılına ait 800.000,00 EURO’luk paranın karşılığı belgelerin olmadığını, onun için bu kadar bir meblağın açık göründüğünü tesbit etmiş ve bunu, GÜRAH’la, ERMİŞ’e bildirmiş. Bunun üzerine 300.000,00 EURO, 2004 yılına aktarılmış ve böylelikle sadece 500.000,00 EURO bir kalem açık kalmış ki, gerekli olan, ancak henüz mevcut olmayan “Alındı Belgeleri” maliyenin yazısıyla 2006 Temmuz’unda vergi işlemlerinin yapıldığı tarih arasında gelmişlerdi. ERMİŞ, belgelerin Türkiye’den nereden, kimden geldiğini bilmiyormuş. Ancak bunların bazılarının gerçek projelerden olabileceğini ve fakat meblağların değiştirildiğini veya para yardımlarının değil, eşya yardımlarının yapılmış olduğunu düşündüğünü açıklamış, nakit para yardımı yapılmıştır diye düzenlenmiş belgelerin gerçekle alakasının olmayacağını, nitekim bunun için kendisinin gayri resmi muhasebeyi yaptığını, anlatmıştır. Maliye Dairesi’nin müteakip dört yıl için de belgeleri isteyebileceği korkusundan, 2004, 2005, 2006 yılları için belgeler, 2006 Yaz mevsiminde, KANAL 7’nin canlı yayın arabasıyla Almanya’ya getirilmişlerdi. Bunun için organizasyonu GÜRHAN yapmıştı. Dernekte, polisin derneğe baskın yapacağı konusu gündeme gelmiş, onun için de dernek yerinin KANAL 7’nin binasından bir başka yere taşınmak istenmiş, hatta GÜRHAN da dernek başkanlığını bu yüzden bırakmak istemiş.
Suç ortağı TAŞKAN’ın ifadelerinde, hakkında ayrıca soruşturma yapılan hakkı SADAL’a İstanbul’da yardım projesi için para verdiği ve SADAL’ın orada yardımın dağıtılmasını kontrol ettiği şeklindeki açıklamaları, Maliye’nin 2003 yılı muhasebe kontrolü yapmak istediğinden dolayı, GÜRHAN, BİLGİN, TAŞKAN ve ERMİŞ arasında varılmış olan anlaşmaya dayanmaktaymış. Bu anlaşmayı yaptıklarında GÜRHAN kendilerine, herhangi bir şeyin ortaya çıkması halinde, BİLGİN’in muhasebede bazı hatalar yapmış olmasından, resmi muhasebeye uygun şekilde ifade vermelerini istemiş.
2006 yılında ERMİŞ’in yanına (Taşkan’a) gelerek kendisinden, faaliyet raporları, kurultay için davetiyeler, kurultaylar sanki yapılmış gibi tutanaklar yazmasını ve yardım paralarının kullanılış şekil ve yerlerini yazmasını istemiş. ERMİŞ bunu, muhtemelen GÜRHAN’ın talimatı üzerine söylemişmiş. Bunun üzerine kendisi (Taşkan), 2001-2002 yıllarına ait tutanakları (2004 yılı için de) yazmış, GÜRHAN da hepsini birarada imzalamış. Kendisinin (Taşkan’ın) tahminine göre, tutanaklarda geçen kurultay toplantıları ve kurultayda alınan güya kararlar, hiçbir zaman olmamış. 2004’ten sonra buna benzer şeyler yapılmamış olduğundan, daha evvelki yıllarda da yapılmamış olduğunu düşünüyormuş. Kendisi 2006 yılında, dernek kurultayları ile ilgili tutanakların tümünü birden hazırladıktan sonra GÜRHAN’a vermiş, o da bu tutanakları imzalamış.
ERMİŞ’ in ifadelerine göre sanık GÜRHAN, TAXİ QUICK şirketini kurmuş. Şirketin resmi sermayesi 427.000,00 EURO idi. GÜRHAN’ın hissesi 135.000,00 EURO idi. GÜRHAN’ bu büyüklükte bir parayı Deniz Feneri’nden kredi olarak almış. Geri kalan meblağ ise muhasebede önce, BEYAZ HOLDİNG’in hesabına daha sonra da Deniz Feneri’nin hesabına geçirilmiş. 01.03.2006 tarihine kadar ERMİŞ, şirketin ortağı değilmiş. ERMİŞ, GÜRHAN’a ortak olmak istemediğini, aslında Türkiye’ye dönüp orada KANAL 7 veya bir başka yerde çalışmak istediğini söylemiş. ERMİŞ en sonunda, 10.000,00 EURO keş para ile ortak olmuş, 12.000,00 EURO’luk hissesinin geri kalanını şirkete borçlanmış. Aylık borcu da 500,00 EURO idi. Böylelikle hissesi 22.000, 00 EURO’luk idi. TAŞKAN da ortak olmuş ve IHK’da (Ticaret Odasında) yapmış olduğu imtihana istinaden de Quick Taxi şirketinin resmi genel müdürlüğünü üstlenmiş. Gayri resmi genel müdürlüğü gene GÜRHAN yürütmüş. Durum aynı şekilde RAPİDWAY GmbH şirketinde de olmuş.
Kovuşturmaların sonunda, bir sürü sermaye şirketlerinin Deniz Feneri ile çok yakın irtibatlarının olduğu ortaya çıkarılmıştır. Her iki tarafın (Deniz Feneri ve şirketlerin) sorumluları ile sahipleri arasında farkın olmadığı anlaşılmıştır.
Şirketlerin merkezleri ile Deniz Feneri’nin yeri aynı yerde olduğu gibi, şirketler arasında yardım paralarından transaksiyonların yapıldığı ortaya çıkarılmıştır.
Weiss Handels- und İnvestment Weiss Handels- und İnvestment GmbH 17.01.2003 tarihinde, “European Food & Marketing GmbH’’ olarak ve 500.000,00 euro sermayeli şirket olarak kurulmuştu. 02.06.2003 tarihinde ise “Weiss Handels- und İnvestment GmbH” olarak adlandırılmıştı. Şirketin hissedarları, Mehmet Gürhan, Zekeriya Karaman, Mustafa Çelik, İsmail Karahan, Zahid Akman (29.12.2004-08.12.2005) Şirketin Genel Müdürleri ve görev sıraları: Mehmet Gürhan, Mehmet Gürhan, Mehmet Sıdık Balıkçı, Dr. Aykut Zahid Akman (16.04.2003-30.09.2005), İzzet Kurum, Şahin Küsmüş.
Euro 7 Fernseh & Marketing Limited şirket 23.05.2001 tarihinde ve “Euro 7 Fernseh & Marketing GmbH’’ adı altında ve 50.000,00 Euro sermaye ile kurulmuş. Şirket Hissedarları: Zekeriya Karaman, Mehmet Gürhan, Mustafa Çelik, İsmail Karahan, Aykut Zahid Akman (20.05.2003- 08.12.2005) Şirketin Genel Müdürlüğü’nü sırasıyla şu şahıslar üstlenmişlerdi: Zekeriya Karaman, Mehmet Gürhan, Zahid Akman (13.11.2003- 30.09.2005), Mehmet Gürhan, Zekeriya Karaman, Şahin Küsmüş.
Atlas Media Marketing Limited şirket 09.05.2003 tarihinde ‘‘ Weiss Handels-und Investment GmbH’’ olarak 50.000,00 euro sermaye ile kurulmuştu. 02.06.2003 tarihinde şirket, “European Food & Marketing GmbH’’ olarak isim değiştirmiş ve 29.12.2004 tarihinde “Atlas Marketing GmbH’’ adını almış, nihayet de 17.02.2005 günü adı “Atlas Media Marketing GmbH’’ olmuştu. Şirketin Genel Müdürlük sorumluluğunu sırasıyla şu şahıslar üstlenmişlerdi: Dr. Aykut Zahid Akman (09.05.2003-04.10.2005), Mehmet Sıddık Balıkçı, Mehmet Gürhan, Şahin Küsmüş.
European Consulting & Marketing Şirket limited şirket olarak ve ‘’European Consulting & Marketing GmbH’’ adı altında 28.03.2003 tarihinde kurulmuştu. 10.09.2003 günü şirketin adı ‘’Yeni Şafak Europa GmbH’’ olarak değiştirilmişse de, bu isim altında şirketler siciline kaydı yaptırılmamıştır; dolayısıyla ‘’European Consulting & Marketing GmbH’’ olarak şirket, her ne kadar ‘’Yeni Şafak Europa GmbH’ adı altında faturalar kesiliyorsa da, devam etmektedir. Sorumlu Genel Müdürler şunlardı : Aykut Zahid Akman (28.03.2003-24.08.2006), Mehmet Sıddık Bıçakçı, Firdevsi Ermiş, Mesut Muhammed Albayrak, Mehmet Gürhan, Mehmet Taşkan.

https://www.facebook.com/photo.php?fbid=321451787961673&set=pb.100002905645532.-2207520000.1359330630&type=3&theater


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder