27 Ocak 2013 Pazar

PROF. DR. EMRE CİNGİ’Yİ OĞLU NEDEN ÖLDÜRDÜ?





PROF. DR. EMRE CİNGİ’Yİ OĞLU NEDEN ÖLDÜRDÜ?

BİR ÖLÜNÜN ARKASINDAN KONUŞMAK DOĞRU BİR İŞ DEĞİL.
FAKAT BU HİKAYE, İBRET ALINMASI GEREKEN BİR DRAMDIR.

HARAM YİYENLERİN DERS ALMASI DÜŞÜNCESİYLE PAYLAŞTIM

Yıllar öncesi…
Adresime isimsiz bir mail düştü. Diyordu ki:

“Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde görev yapan Prof. Dr. Emre Cingi ve onun yeğeni Doçent Doktor Cemal Cingi yasadışı işler yapıyor. Hastaların çoğu mağdur… Benden bu kadar. Lütfen araştırın.”

Ben polis değildim. Gazeteci değildim.

Sadece AKP’nin kurucusu, Hizbullahçı hırsız Tayyip’in gözbebeği pislik Ilgaz mafyasının yasadışı işlerini kamuoyuna sunuyordum.

Sanırım beni araştırmacı sandı ve yasadışı işleri ortaya çıkarmamı istedi.

Uzun bir süre ilgilenmedim. Aynı mail adresinden ikinci mektup geldi:

“Abi bu adamlar sağlam hastaları sağır yapıyorlar, anlaştığı bir kulaklık şirketiyle hastalara kulaklık satıyorlar. Yüz milyon liralık kulaklığı 1-2 milyardan satıyorlar. Ortada çok yüksek meblağda paralar dönüyor. Şirketle doktorlar bu haksız kazancı bölüşüyor.”

“Bu konu benim işim değil, Uğur Dündar’a ya da benzeri haber programlarına yazmasını” tavsiye ettim.

Bir ay sonra üçüncü mektup:

“Abi sen ilgilenmiyorsun ama ortada çok vahim olaylar dönüyor. Mağdur olan hastalar. Ganimeti paylaşan kravatlı hırsızlar. İnsan sağlığını çalarak servet yapıyorlar. Dahası bu iki doktor, sağlam insanlara para karşılığında rapor düzenliyorlar, insanları sağır gösteriyorlar, sakat olarak emekli olmalarını sağlıyorlar. Hak etmedikleri halde yüzlerce insanı emekli ettiler.”

Bu şahısı önce, kulaklık satan şirketin elemanı olabileceğini düşünürken, üçüncü mektuptan sonra hastane personeli olduğunu düşünmeye başladım. Yüzlerce insana rüşvet karşılığında sahte rapor düzenlenmiş olabileceğini, ancak hastane personeli bilebilirdi.

Israrla ismini ve nerede çalıştığını sormama rağmen cevap alamadım.

Sonra dördüncü mektup geldi:

“Abi sana bu son mektubum. Bu iki doktor hastaların sağlığını tamamen bozuyorlar. Sadece daha fazla para kazanmak adına insanları ameliyat ederek, şifa verecekleri halde sağır bırakıyorlar. İnsanları kulaklığa mahkum ediyorlar. Senden son isteğim şu: Cemal Cingi’nin telefonunu sana gönderiyorum. Lütfen telefon et ve anlattıklarımı aynen söyle. Televizyonda haber yapacağım de. Belki korkarlar da bu işlerden vazgeçerler. Çünkü bu iki doktorun yaptığını hayvanlar bile yapmıyor. İsimlerini verdiğim bu iki doktor, insanların sağlığını yok ederek kazandıkları paralarla çok sayıda daire, apartman ve arsa alıyorlar. Araştırısan doğruları söylediğimi anlarsın. İlgilenirsen sana minnettar olurum. Sana hayatta başarılar…”

Söylediği gibi bir daha mektup yazmadı.

Hastanede çalıştığı belliydi. Yoksa nereden bilecekti bu konuları? Gördükleri karşısında vicdan azabı duymuş olmalı , bir şeyler yapmak istiyordu. Fakat hep yanlış adrese yazıyordu.

Dört mektuptan sonra bende de vicdan azabı başladı. Fakat bu iş benim görevim değildi.
Adını dahi duymadığım Emre Cingi isimli doktora ait olduğu söylenen telefonu istemeyerek tuşladım.

Televizyon muhabiri olduğumu, hakkında çok sayıda ihbar aldığımı söyleyerek konuları tek tek açıkladım.

Emre Cingi taş gibi kesilmiş, sesi soluğu çıkmıyordu.

“Çocuğunuz var mı?” diye sordum. “Evet, var “ dedi…
Ağzımdan şu cümleler çıktı:
“Bir gazeteci olarak ben bu konuyu kapatıyorum fakat… Sonunuzu hayırlı görmüyorum. Allah sizin de, evladınızın da sonunu hayır etsin…”

Telefonu kapattım.

Konuyu Osmangazi Üniversitesi’nde bir bölümün dekanına anlattım. Sadece o biliyordu.

İstedim ki her kimse bilsin, ibret alsın…

HARAM YİYENLERİN DERS ALMASI DÜŞÜNCESİYLE PAYLAŞTIM

HİZBULLAHÇI HIRSIZ TAYYİP VE ONUN HIRSIZ OĞLU KULAĞINA KÜPE YAPSIN.


Kenan Akkuş (esrehber)



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder