27 Ocak 2013 Pazar

ŞİMDİ AYNI PİSLİK İŞLER “KİMSE YOK MU” DERNEĞİ’NDEN


ŞİMDİ AYNI PİSLİK İŞLER “KİMSE YOK MU” DERNEĞİ’NDEN

Sayısız tarikatçı vakıf ve dernekten biri olan Deniz Feneri Derneği 14 sene önce, Kanal 7 personeli tarafından kuruldu. Kanal 7’de yayınlanan Deniz Feneri isimli programdan yola çıkılarak "yoksullara yardım" adıyla kurulan derneğe Deniz Feneri adı verildi. 20 Aralık 2004 tarihli ve 2004/8278 No’lu Bakanlar Kurulu kararı ile “Kamuya yararlı dernek” statüsü kazanan Deniz Feneri, 2005 yılında da Türkiye’de izin almadan bağış toplama yetkisine sahip oldu.

2005 yılında Bülent Arınç’ın Meclis Başkanı olduğu dönemde TBMM Üstün Hizmet Ödülü bu derneğe verildi. Yine Bülent Arınç tarafından TBMM lokantasında kullanılmayan mutfak eşyaları da Deniz Feneri Derneği’ne bağışlandı. Devletin Yeşilay'ına, Kızılay'ına, Türk Hava Kurumu'na bağışlanması gereken küçümsenemeyecek yardımlar, işte bu tarikatçı derneğe aktarıldı, rant olarak sunuldu. Devlet himayesindeki yasal yardım derneklerini sollayarak tarikatçı zümrelere köşe döndüren bu derneğin foyası Almanya'da ortaya çıkarıldı. Euro 7 Avrupa Müdürü Mehmet Gürhan, Deniz Feneri Derneği Başkanı Mehmet Taşkan ve muhasebe sorumlusu Firdevsi Ermiş suçlu bulunarak hapsedildi. Bu şahısların yardım paralarını zimmetlerine geçirdikleri, Kanal 7'ye aktardıkları ve büyük bölümünün de buharlaştırıldığı ispat edildi. Kaybolan paraların Kanal 7 ortakları tarafından Türkiye'ye aktarıldığı, hatta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a bizzat teslim edildiği iddiaların arasında yer aldı. 8 milyon Euro’nun Kanal 7’ye aktarıldığı, yine 8 milyon Euro’nun Filistin’deki Hamas örgütüne aktarıldığı, 18.6 milyon Euro’nun da Türkiye’ye kaçırıldığı belirlendi.

Zimmetine para geçirdiği ispatlanıp cezaevine atılan Mehmet Gürhan'ın kasasından 2007 tarihli bir ortaklık belgesi bulundu. Zekeriya Karaman, Zahit Akman, Mustafa Çelik, İsmail Karahan, Mehmet Akif Beki ve Engin Yılmaz isimli şahsıların da buharlaşan paraları Almanya dışına çıkarttıkları belirlendi. Hatta bu kuryelerin arasında Başbakan Tayyip'in oğlunun da var olduğu iddia edildi.

Neticede Deniz Feneri ve Kanal 7 Almanya kısmı yargılanarak zimmet suçluları hüküm giydi. Türkiye ayağı ise ısrarla kapatılmaya devam ediliyor. Araştırmayı yapması beklenen MASAK'ın Başbakan tarafından baskı altında tutulduğu, araştırmaya izin vermediği zaten ortadadır. Buharlaşan para Tayyip'in babasının malı değildir, müslüman insanlarımızın vicdanları sömürülerek toplanmış ve bir takım namussuzların ceplerine aktarılmıştır. Ceplerine aktaranların kimler olduğu zaten biliniyor. Zekeriya Karaman isimli hırsız, sahte evrakları masasında buluyor, işleme koyarak sahteciliğe ortak oluyor. Halbuki masasına bırakan zaten kendisi, şerefini ayaklar altına alıp üç-beş bin Euro için yalan üstüne yalan söylüyor. RTÜK Başkanı Zahit Akman'ın, Tayyip'in biricik oğlu Ahmet Burak'ın ve yine Tayyip'in bir numara yalakası Mehmet Akif Beki'nin kuryelik yaptıkları, karaparaları Tayyip'e getirdikleri artık ortadadır. Yargılanmak istemedikleri sürece böyle bilinecektir.

Türkiye'deki Deniz Feneri ile Almanya'daki Deniz Feneri'nin ayrı dernekler olduğunu söyleyen yalancı hainlerin kirli işleri ayyuka çıkmıştır. Logoları aynı olduğu gibi, para bağışı için verilen adres de hep aynı... Almanya Deniz Feneri Zimmet Çetesi çökertildi. Fakat Türkiye Çetesi'ne hala dokunulamıyor. Çünkü tarikatçı, çünkü himayecileri Tayyip ve iktidarı...

Deniz Feneri'nin Türkiye Çetesi bir yılda 100 trilyon bağış toplamış... Görünmeyen kısmı bilinmiyor. Kimlere ve ne kadar yardım yapıldığı açıklanmıyor. Adres gösterilen yerler mezarlık çıktığı gibi, yardım yapılanların mefta oldukları ortaya çıkıyor. Hayali kurulan üniversiteler ortaya çıkarılıyor fakat hala ülkemdeki tarikatçı zihniyet, sus-pus oturup yasadışı işlerin unutulmasını bekliyor. Hatta karartmak için elinden geleni yapıyor. Tayyip'in ve Cemil Çiçek'in Alman Büyükelçisine yaptığı baskıları bir çok kimse bilmiyor.

Deniz Feneri ve Kanal 7 yolsuzlukları boklu bir kuyudur. Boklu kuyuyu temizlemek de Tayyip'in görevidir. Almanya'daki yolsuzluklara oranla 500 kat fazlası işte bu boklu kuyunun içinde beklemektedir. Almanya'dan buharlaştırılan para 41 milyon Euro (84 milyon YTL)... Türkiyedeki miktar ise 400 milyar YTL... Aklınız alıyor mu?

Alman hakim bakınız ne dedi, Tayyip'in gözünün içine sokalım: "Deniz Feneri Derneği Almanya"da yaşayan Türk vatandaşlarını dolandırmak için kurulan bir organizasyon. En baştan beri insanlara yardım gibi bir niyetleri yoktu. Kendilerine para ve sermaye aktarmak için kurdular. Toplanan paraların ne yapılacağını Türkiye belirliyordu. Hiyerarşinin üst kademeleri Türkiye"de. Arka planda Zekeriya Karaman, İsmail Karahan, Mustafa Çelik, Harun Kapıyoldaş ve Zahit Akman var.”

Bu Alman hakime iftira attırmak için kim rüşvet yedirdi acaba? Oysa rüşvet işi ülkemde yaşayan pisliklerin vazgeçilmez alışkanlığı. Almanlara iftira atmakla kendi ülkemize kötülük yapıyoruz. Aramızda beslediğimiz hırsızlarla Avrupa Birliği'ne giremeyeceğimizi, Avrupalının söylemesine gerek yok. Biz biliyoruz hırsız hainlerimizi, temizlenmesi gerekenleri. Bu temizlik işi bizzat Tayyip tarafından engelleniyor.

Haddimiz olmayarak hem Tayyip'e soralım, hem halkımıza kısaca anlatalım:

1. Karapara zanlıları Kanal 7'nin ortakları, ortak oldukları Yeni Dünya İletişim AŞ'nin sermayesini yüzde 99 küçülttü mü? 14,5 milyon YTL kimler tarafından bölüşüldü? Hainliklerden sıyrılmanın planları mı yapıldı? Evet yapıldı... Fakat her şey yasal...

2. Savcı Bhöm ne dedi? “Para trafiğiyle ilgili üç kaynağımız vardı. Bankadan çekilen nakit para, para kuryeleri ve alındı belgeleri. Muhasebeci Firdevsi Ermiş 12 kez teslim eden, birkez de teslim alan olmuş. Ancak alındı belgelerinin büyük çoğunluğunun sahte olduğunu tespit ettik. Bütün paralar Zekeriya Karaman’a verilmiş."

3. Böhm, Türkiye'ye yapılan yardımlarla ilgili "alındı" belgelerinin olmadığını ifade etti; pek çok "alındı" belgesinin ise Kanal 7'nin naklen yayın aracıyla İstanbul'dan Almanya'ya getirildiğini kaydetti. Deniz Feneri yardım yapıyor, alındı belgesini Kanal 7'nin aracı getiriyor.

4. Gayrıresmi muhasebe defteri incelendiğinde, Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman'a toplam 4 milyon euro teslim edildiğinin ortaya çıktığı kaydediliyor. Zekeriya Karaman ne diyor bu işe?

5. Mahkemede RTÜK Başkanı Zahid Akman'ın da adı geçti. Alman başkomiser, Akman'ın sık sık Almanya'ya gelip gittiğini ve sanık Mehmet Gürhan ile iletişim kurduğunu belirtti. Zahit Akman ne diyor?

6. Böhm, derneğin muhasebe işlerinden sorumlu Firdevsi Ermiş'in bilgisayarında Mehmet Gürhan'ın Türkiye'de başbakanlığa teslim edilmek üzere ibaresi yer alan imzasız bir belgesini bulduklarını ve üzerinde miktar yazmadığını belirtti. Her halde bu da yalan.

7. Böhm, "Gayrı resmi muhasebede "teslimat ZK" ibaresini bulduk. Ermiş'e paranın nereye gittiğini sorduk o da "Paranın Zekeriya Karaman'a ödendiği görülüyor ancak Tsunamiden zarar görenlere gittiğini biliyoruz" dedi.

8. Firdevsi Ermiş'in ifadesinde, "RTÜK Başkanı Zahid Akman ve Kanal 7 yöneticisi olan Zekeriya Karaman'a yıllar içinde 639 bin euro para gönderildiğini söylediğini" belirtti. Bak bunlar da yalan ve iftira?

9. Böhm, Zekeriya Karaman'ın Türkiye'de siyasete etki yapan İskender Paşa dergahı müritlerinden ve eski başbakanlardan Necmettin Erbakan'ın güvendiği bir isim olduğunu ve kendisine 4,5 milyon euro para gönderildiğini gayrı resmi muhasebeden anladıklarını kaydetti. Bak bunlar da iftira...

10. Sanıklar, Deniz Feneri Derneği adına toplanan paraların büyük çoğunluğunu zimmetine geçirdi. YİMPAŞ gibi bu paralar da, Türkiye’de AKP gibi parti ve İslami örgütlerin finansmanında kullanıldı (iddianame s.43) Paralardan bir bölümü sanık Mehmet Gürhan tarafından diğer sanık Firdevsi Ermiş’den alınarak Recep Tayyip Erdoğan’a verildi.(Firdevsi Ermiş'e yedi kez soruluyor ve aynı cevabı veriyor: "Mehmet Gürhan paraları Recep Tayyip Erdoğan'a verdi"). ( s.164) Zimmete geçirilen bu paraları aklamak için kurulan şirketlerin sahipleri AKP’yle iç içe ve AKP’nin siyasetine sıkı sıkıya bağlı. (s.42) Yürütülen bu soruşturma süresince, soruşturmalara defalarca siyasi etki yapılmaya, bilhassa Türk Hükümeti tarafından devam etmekte olan tutukluluğa mani olunmaya çalışıldı. (s.42) (Tayyip ve Cemil Çiçek baskı uyguluyor).

BU BOKLU KUYUDAKİ EN KİRLİ İKİ BÖLÜM:

11. Deniz Feneri davasında “kara para aklama ve dolandırıcılıktan” mahkum edilen Mehmet Gürhan’ın Ankara’da Tayyip Erdoğan’la sık sık görüştüğü Alman Savcılar tarafından belirlendi. Almanya’daki operasyon yapılmasaydı, Gürhan’ın 1 Temmuz seçimlerinde AKP’den milletvekili adayı gösterileceğine iddianamede yer verildi.

12. Burak Erdoğan’ın sık sık Deniz Feneri ve Kanal 7'nin bulunduğu binaya gidip geldiğini belirlendi.

Tayyip'in sahte raporlu asker kaçağı ve hatta cinayet zanlısı biricik oğlu şimdi de karapara için kurye mi edildi? Babasının adına kuryelik mi yaptı? Babası sayesinde VIP salonlarından geçti, aranmadı ki?

Başbakan'ın asli görevi, yasadışı işleri kapatmak olamaz. Bu pislik işlere bizzat karışmış olsa bile...

Kenan Akkuş
https://www.facebook.com/photo.php?fbid=343557819084403&set=pb.100002905645532.-2207520000.1359330619&type=3&theater


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder