27 Ocak 2013 Pazar

TAYYİP DENİZ FENERİ HIRSIZIDIR



TAYYİP DENİZ FENERİ HIRSIZIDIR

Sahtecilik yoluyla Kanal 7'nin hisselerini devralan ve sahte belgeleri masasında bulan(!) Zekeriya karaman: "Ortada delil yok, iftiraya kurban gidiyoruz.” derken...

AKP'li hırsızlar da:“AKP kapatılmadığı için Deniz Feneri Derneği ile uğraşıyor" dedi.

Fehmi Koru ise:” Almanlar para dışarı çıkmasın diye bu davayı açtı" dedi.
Dürüst insanları tehdit etmekle ünlü Hayati Yazıcı ise: "Almanlar bu işlere ne kadar meraklı" diyerek yasadışı işleri ortaya çıkaran Alman savcılara tepki gösterdi.
Yine Başbakan Tayyib ve Cemil Çiçek, Alman Büyükelçisi'ni sıkıştırarak soruşturmaların kapatılması yönünde baskı uyguladı.

Başbakan Tayyib'in sözleri ise hepsinin üzerine tüy dikti: ''Onun için bundan sonra ben de diyorum ki partinin mensupları olarak yalan yanlış bu haberleri yapan medyaya karşı sizler de kampanyanızı başlatın, sürdürün ve bu gazeteleri evinize sokmayın. Almayın'' ( Star 18 Eylül 2008)

Yalan yanlış denilen haberler hangisi? Alman yargısının dolandırıcılıktan Deniz Feneri Derneği yöneticilerini mahkum etmesi. Hakimin “Toplanan paraların ne yapılacağını Türkiye belirliyordu. Hiyerarşinin üst kademeleri Türkiye"de” demesi. Bu haberi yayınlayanlar, Başbakana göre “yalan, yanlış haber yapıyor.”

Tayyib Erdoğan"ın sinirinin dozu iyice artıyor. Alman yargısının vardığı yasal neticeyi bile kabul edemez halde. Almanya"da gurbetçileri soyan şebekenin, suçunu kabul ettiğinin bile farkında değil. Görülen bir davanın hele böylesine önemli bir hortumun ortaya çıkarılmasına mı kızıyor? Başka şeye mi?

Böyle yağıp gürleyeceğine, bir an önce dava dosyasını isteyip, Türkiye"de olduğu iddia edilen hiyerarşinin üst kademelerini soruşturmazlarsa, kendi güvenirlikleri kalmaz. AB diye aşındırdıkları kapılarda, karşılarına “Deniz Feneri Yolsuzluğu” çıkar.

Hakim Dr. Johann Müller"in mahkeme sırasında söylediklerine bakın:
“Mehmet Gürhan tutuklandıktan sonra eşiyle yaptığı ilk görüşmede ona şunu sordu: "Türkiye"dekiler beni ne zaman çıkartacak?"… Deniz Feneri e.V Almanya"da yaşayan Türk vatandaşlarını dolandırmak için kurulan bir organizasyon. En baştan beri insanlara yardım gibi bir niyetleri yoktu. Kendilerine para ve sermaye aktarmak için kurdular. Toplanan paraların ne yapılacağını Türkiye belirliyordu. Hiyerarşinin üst kademeleri Türkiye"de. Arka planda Zekeriya Karaman, İsmail Karahan, Mustafa Çelik, Harun Kapıyoldaş ve Zahit Akman var.” (18 Eylül 2008- Basın)

Gazetelere kızacağına, gücü yetiyorsa Alman Hakime, o da olmadı Başbakan Merkel"e kızacak. Açacak telefonu “Yalan yanlış davalar görüyorsunuz. Yüzyılın İyilik hareketini bitirdiniz.” Falan diyecek. Olup biteni yazan basına karşı resmen vatandaşı kışkırtıyor, savaş açıyor.

Bir başbakan “Bazı gazeteleri almayın” diye hedef gösterebilir mi?

Deniz Feneri Derneğine Tanınan Ayrıcalık

Deniz Feneri Derneği 20.12.2004 tarih ve 8278 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile kamu yararına çalışan dernek statüsüne alınmıştır. TBMM"ce 2004 yılında “Üstün Hizmet Ödülüne” layık bulunmuştur.

AKP İktidarı, niçin Deniz Feneri Derneğine bu ayrıcalıkları tanıyor? “Üstün hizmet ödülü”, “dernek güvenilirdir, arkasında biz varız” mesajını vermiştir vatandaşa. AKP yandaşı medya, Kanal 7'de ki programlarla hayat bulmuştur.

Dernek 1998"de kuruluyor. Kurucuları kim? :“Uğur Arslan, Nurettin Karataş, Nurettin Ertemel, Mahmut Sarıçiçek, Turgut Durmuş, Engin Yılmaz, Mustafa Yılmaz.”

Nurettin Ertemel, İstanbul İl Genel Meclisi"nin AKP"li üyesiyken Erdoğan"ın istemiyle Siirt Belediye Başkan Yardımcılığı'na getirildi.

Türk Deniz Feneri 2004-2006 arasında 100 trilyon topladı. Kayıtları ve yapıldığı söylenen yardımlar incelenerek, Almanya"da ki ile aynı hedefte olup olmadığı kolayca ortaya çıkarmak mümkün.

* * *

Deniz Feneri-AKP ilişkisini kanıtlayan Önemli Bir Belge

“Mehmet Gürhan"ın kasasından Erdoğan"ın sözcüsü Mehmet Akif Beki, Zahit Akman'ın da isminin yer aldığı Kanal 7 ve Deniz Feneri yöneticileriyle ortaklığının belgesi çıktı.” Bu belge incelendiğinde , Deniz Feneri davası sanığı Mehmet Gürhan, Erdoğan"ın başdanışmanı Mehmet Akif Beki, RTÜK Başkanı Zahit Akman, Türkiye Deniz Feneri Derneği Başkanı Engin Yılmaz ve Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman"ın birlikteliği görülüyor:
Başbakan Tayyib Erdoğan işte bu belge için öfkeli. Danışmanı Beki, yakın arkadaşı Karaman, RTÜK Başkanı Zahid Akman ve Alman Mahkemesinin 5 yıl 10 ay hapse mahkum ettiği Mehmet Gürhan, aynı şirketin yönetim kurulu üyeleri.

Site kapatmakla, gazete almayın demekle bu işler düzelmez. Halkın doğru bilgi almasının önüne geçmek, sadece diktatörlüklerde, faşist idarelerde olur.Yapılan yanlışlığın, başka yanlışlıkları düzeltmeyeceğini birileri Başbakan Tayyib Erdoğan"a anlatmalıdır. Deniz Feneri Derneğini kurup, trilyonlarca lira toplanmıştır. Bu hesap mutlaka görülmelidir.

Belgenin tarihi 3 Mayıs 2007. (Geçtiğimiz yıl.) Birbirini tanımayanlar şirket kurmuşlar.

Anlaşılıyor ki Erdoğan’ın yakınındaki isimler Deniz Feneri davası sanığı Mehmet Gürhan ile sıkı ilişkiler içindeler. Söz konusu belgede en dikkat çekici isim ise Erdoğan’ın sözcüsü olan Mehmet Akif Beki.

Deniz Feneri davası gündemdeki yerini korurken, davayla ilgili bütün ayrıntıların açığa çıkarılacağına yönelik beklentiler azalıyor. Zira davanın bir duruşmasında hakim, davanın muhtemelen kısa zamanda sonuçlanacağını açıklıyor ve kısa süre sonra dava Almanya'da sonuçlandırılıyor. Davanın Türkiye boyutu ise aydınlatılmamaktadır. Oysa Deniz Feneri İddianamesi’nde geçen isimlere bakıldığında, Erdoğan’a kadar uzanan karmaşık bir ağ söz konusu.

Ele geçirilen sözkonusu belgede, Deniz Feneri davası sanığı Mehmet Gürhan, Erdoğan’ın başdanışmanı Mehmet Akif Beki, RTÜK Başkanı Zahit Akman, Türkiye Deniz Feneri Derneği Başkanı Engin Yılmaz ve Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman’ın birlikteliğine ışık tutuyor. 2008 Nisan ayında gerçekleştirilen Deniz Feneri baskınında Mehmet Gürhan’ın çelik kasasında bulunan belgede, Yeni Dünya İletişim A.Ş.’nin Yönetim Kurulu üyelerinin isimleri sıralanıyor.

Kanal 7 grubunu da bünyesinde barındıran şirketler topluluğu olan Yeni Dünya İletişim A.Ş., 3 Şubat 1993’te kuruldu. 1 milyar TL sermayeli şirketin yönetim kurulu başkanlığına yüzde 20 hisseye sahip olan Recai Kutan, başkan yardımcılığına Kombassan Holding Başkanı Haşim Bayram getirildi. Bu şirketin finansmanını sağlamak için Almanya’da camilerde para toplandı. Örneğin 7 Mayıs 1993’te Refah Partisi’nin kurucularından dönemin Sivas Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu veHaşim Bayram, Milli Gençlik Vakfı’na bağlı Hannover Ayasofya Camii’nde pazarlama toplantısı yaptı. Bayram, toplantıda şu şekilde para istedi: “Cenab-ı Hakk’ın yarattığı şikayet doğrultusunda bir televizyon için çalışıyoruz. Manevi karı için katılacak ortaklar lazım bize.”

Aynı yıl o dönem bir özel televizyon kurma çabasında olan dönemin RP İstanbul İl Başkanı Recep T. Erdoğan ve RP’li Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek, bazı tekniki konularda danışmak için TGRT’nin kuruluşundan tecrübeli olan Sabahattin Önkibar ile Ankara Oteli’nde buluşup, yemek yediler. Yemekte Erdoğan’ın yanında bir de o dönem henüz pek tanınmamış iki isim olan Zekeriya Karaman ile Zahid Akman da vardı. Çok zaman geçmeden de Kanal 7 yayına başladı.


Mehmet Gürhan’ın genel müdürü olduğu Euro 7 şirketi ise 23 Mayıs 2001 tarihinde 50 bin Euro sermaye ile kuruldu ve 1995 yılında Franfurt’ta kurulan ve iflas eden Media 7 televizyon şirketinin faaliyet alanını, şirketin yerini ve sabit varlıklarını devraldı. Bu şirketin kuruluşunda hissedarlar arasında Zekeriya Karaman ve Zahid Akman da bulundu. Deniz Feneri iddianamesine göre Almanya Euro 7 genel müdürlüğünü Akman yaptı; ancak bir süre sonra Zekeriya Karaman, Mehmet Gürhan’ı sorumlu ve yetkili kişi olarak görevlendirdi. İddianamede ayrıca RTÜK Başkanı Akman ile Kanal 7 televizyonu hissedarlarından Zekeriya Karaman ve İsmail Karahan’ın Deniz Feneri’ne gelen bağışlarla kuryelik yaptığı iddia edildi.

Alexander Böhm, ele geçirilen teslim belgelerine göre, Zekeriya Karaman’a sadece 2005-2006 arasında 775 bin Euro teslim edildiğini ifade etti. Böhm konuyla ilgili şunları söyledi: “Para trafiğiyle ilgili üç kaynağımız vardı. Bankadan çekilen nakit para, para kuryeleri ve alındı belgeleri. Muhasebeci Firdevsi Ermiş 12 kez teslim eden, birkez de teslim alan olmuş. Ancak alındı belgelerinin büyük çoğunluğunun sahte olduğunu tespit ettik. Bütün paralar Zekeriya Karaman’a verilmiş.”

Kanal 7’nin sahibi Yeni Dünya İletişim A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı olan Karaman, Türk Başbakanı Erdoğan’ın yakın dostu olarak bilinen bir isim. İskenderpaşa Cemaati’nin önde gelen isimlerinden olan Karaman’ın oğlu Habib Karaman ile Erdoğan’ın oğlu Burak Erdoğan bacanak. Burak Erdoğan 2001 yılında Osman Ketenci’nin kızı Sema Ketenci ile evlenirken; Karaman’ını oğlu ise Ketenci’nin diğer kızı Şehriban Ketenci ile evli. Karaman’ın oğlunun düğününe katılan Erdoğan nikah şahitliğini de yapmıştı. Çiftin nikahını, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş kıyarken, nikah şahitlerini ise Başbakan Erdoğan ve o dönemde Devlet Bakanı olan şimdiki İçişleri Bakanı Beşir Atalay yaptı. Düğüne ayrıca, Devlet Bakan Nimet Çubukçu, eski İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, ve RTÜK Başkanı Akman da katılmıştı.

Erdoğan, Karaman ve Akman arasındaki yakın ilişki uzun bir süre öncesine dayandığı anlaşılırken; Yeni Dünya İletişim A.Ş.’nde birlikte iş yapan Karaman ve Akman ayrıca İstanbul Ticaret Odası kayıtlarına göre 5 Ocak 1999’da kurulan Nehir Medya Yayıncılık A.Ş.’de de yönetim kurulu üyeleri olarak yer aldılar. Karaman ve Akman ile birlikte aynı şirkette yöneticilik yapan bir başka isim de var: İçişleri Bakanı Beşir Atalay.

Ele geçirilen belgede yer alan en sürpriz isim ise Mehmet Akif Beki. Yeni Dünya İletişim A.Ş.’nin yönetim üyelerini gösteren listede Beki, şirketin Ankara Temsilcisi olarak yer alırken; Zekeriya Karaman Yönetim Kurulu Başkanı, Mustafa Çelik Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı, Zahid Akman, İsmail Karahan ve Mehmet Gürhan, üye olarak geçiyor. Listede ayrıca Türkiye Deniz Feneri Derneği Başkanı Engin Yılmaz’ın, şirketin personel ve idare sorumlusu olduğu ifade ediliyor. Listede yer alanlardan sadece Karaman, Çelik ve Karahan şirketin mevcut yönetiminde resmi olarak bulunuyor.


Yeni Dünya İletişim A.Ş.’nin Ankara Temsilcisi olarak geçen Mehmet Akif Beki şu an Erdoğan’ın sözcülüğünü yapıyor. 1971 Bingöl doğumlu Mehmet Akif Beki’nin ailesi Bingöl merkeze bağlı Gözer Köyü’ndendir. Emekli İlahiyatçı Y. Doç.Dr. Niyazi Beki’nin oğlu olan Mehmet Akif Beki, İstanbul Üniversitesi Arap Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunudur.

Kanal 7 Haber Merkezi’nde çalıştıktan sonra 28 Şubat sürecinde Amerika’ya gitti. Kanal 7’nin Washington Temsilciliğini yapan Beki, Ahmet Hakan’ın Kanal 7’den ayrılmasından sonra onun görevlerini devralmak üzere Türkiye’ye döndü. Bir süre Kanal 7’nin İstanbul merkezinde çalıştıktan sonra Ankara temsilciliğine atandı. 2003 yılında yayımlanan ‘Erdoğan’ın Harfleri’ adlı kitabında yaptığı yağcılıkla Erdoğan’ın dikkatini çekti. Beki kitabında özetle ‘Erdoğan’ın Allah’ın Türkiye’ye bir lütfu’ olduğunu kutsal işaretlerle anlatmaya çalışıyor; soyunu da Hazreti Musa’ya götürecek kadar ahmaklaşıyordu. Yalakalığın bu kadarına pes doğrusu... Beki, (eski) Müslüman Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Başkanı ve AKP Rize Milletvekili Ali Bayramoğlu’nunkızkardeşiyle evlendikten sonra yükseliş hızında zirve yaptı. 22 Temmuz 2007 seçimlerinden sonra ise Başbakanlık Basın Sözcüğü ve Başdanışmanlığı’na atandı.

Siyaset arenasında hiç bir şey tesadüf değildir. Vatan haini dedelerin torunlarının AKP çatısı altında bir araya gelmelerinin tesadüf olmadığı gibi...

Kenan Akkuş
https://www.facebook.com/photo.php?fbid=343564609083724&set=pb.100002905645532.-2207520000.1359330619&type=3&theater


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder