4 Mart 2013 Pazartesi

ESKİŞEHİR EMNİYET MÜDÜRÜ NACİ KURU’YA MEKTUP



ESKİŞEHİR EMNİYET MÜDÜRÜ NACİ KURU’YA MEKTUP
            
               Eskişehir Emniyet Müdürü Sayın Naci Kuru’ya,
               Sayın Müdür’üm,
              Sekiz senedir uyduğum bir geleneği bozmamak adına, Sayın Savaş Yücel’e, Sayın Hanefi Avcı’ya, Sayın Mehmet Kılıçlar’a ve şimdi de size bir mektup yazma ihtiyacı hissettim.
               Bu kısa mektubu mail olarak size gönderiyorum. Kamuoyunun bilmesi adına facebook sayfamda ve  internet sitelerimde yer vereceğim.
               Bilmenizi  istediğim iki konu var:
               KONU 1).  Ilgaz mafyasının cinayetlerini ve tarihi eser kaçakçılığını örtbas etmek için bana deli raporu aldırdıklarını biliyorsunuz. Emri veren Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan. Tarihi eser kaçakçılığı bir yana, 5 adet cinayeti örtbas ettiren bir Başbakan ne gördüm, ne  duydum. Bu sebeple cesur yürek Başbakanımızı kutluyorum.
              Oysa Başbakanımızın cesur yüreklilik gösterip cinayetleri örtbas etmesine rağmen, sizin oturduğunuz o koltukta birkaç yıl önce Savaş Yücel isminde bir yiğit vardı ve bana her konuda açık destek veriyordu. “Susma, sonuna kadar savaş. Çünkü savaştığın insanlar pislik içinde…”
               Başbakanımız Tayyip bu cümleleri duyunca, yiğit Savaş’ın kulağından tuttu, kıçına da tekmeyi vurdu… Yallah Belçika’ya…
               Başbakan’ın koruduğu pislikler, AKP’nin kurucusu katillerdi.
              Bir de Kadir Çalışıcı isminde yiğit tanıdım. Başbakan Tayyip’e meydan okurcasına bana destek olan dürüst insan. Anlattıklarıma inanan, hizmetlerimden dolayı devlet adına teşekkür eden.  “Doğruları anlattığını biliyorum. Bunları Adalet Bakanı Cemil Çiçek’e ve Başbakan’a ileteceğim” diyen, sadece ve sadece Allah’tan korkan bir adam…
              Bana destek veriyor diye görevinden alındı.
              Ben kötü bir şey mi yaptım acaba? Suç mu işledim?
              Bu iki yiğit adam, bana destek olunca suç mu işlediler?
              Her zaman Adalet’in yanında olan bendim.
              Adalet’e hizmet ettiğim için deli raporunu hak ettim.
               Üstelik benim iki adet de akıllı raporum vardı.
               Oysa bana deli raporunu uygun görenlerin akıllı olduğuna dair raporları yok. 
              Eskişehir Adliyesinde en az iki düzine savcı ve hakim var.  Hadi bir araştırın da öğrenin, bana deli raporu aldırmak için sekiz senedir güç birliği yapan sahtekarların elinde akıllı olduklarını gösterir bir belgeleri var mı?
            Fakat benim var: İstanbul Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu’ndan ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Bölümü’nden…
              İşte bu sebeple bu hainler benim gözümde cinayetleri örtbas eden birer zırdeli…  Başbakandan ödü kopan zavallılar… Korkaklar sürüsü…
               Fakat tuhaflığa bakınız ki benden de korkuyorlar.  İfademi bizzat almak yerine ya Vali Yardımcıları’na postalıyorlar, ya polislerimize…
               Oysa benden ifade alan Vali yardımcılarının ve polislerimizin hukuk eğitimi yok… Hukuk eğitimi olmayan biri benden nasıl Adalet adına ifade talep edebilir? Akli ve ruhi durumları yerinde mi bunların?
               KONU 2).  Yasadışı işleri ilk olarak Başbakanımıza 2004 yılının Mayıs ayında bildirmiştim ve belgesi de var.  Cinayetler, tarihi eser kaçakçılığı, sahte ruhsatlı kaçak villalar, subay orduevinde kolon patlatılması.
               Başbakanımız ihbar etmediğimi söyleyemez çünkü soruşturma başlattı, baktı ki doğruları bildirmişim, Ilgaz soyadlı şerefsizlerin AKP kurucusu olduklarını öğrenince her şeyi kapattırdı.
               Deli raporumun olmadığı 6 sene süre içinde, ihbar ettiğim yasadışı işler konusunda hiçbir savcı ifademi almadı. Almaları için ısrar ettim, savcı kapılarından kovuldum. Hatta Celalettin Karanfil isimli savcı beni “defol” diyerek kovmuştu. Hasan Gönen isimli savcı da tehdit etti. Savcı Cemal Gürsel Sarıca’ya ısrarla ifade vermek istedim, anlattıklarımı hiçbir surette tutanaklara geçirmedi. Beni suçlu göstermek için kendi bildiğini okudu.
               Savcılar ve hakimler elimdeki belgeleri almadı. Birinci Asliye Ceza Mahkemesi’ne teslim ettiğim 20 belge çalındı. Çalan da Başsavcı Gökhan Karaburun’du. İspat etmemi engellemek için çok sayıda iftiralar atarak yargılattı. Ve Coşkun Mutluer… İftira atmada ve yalan söylemede üstüne yok.  Şimdi sıradan bir savcı… Hakim Berrin Kanagöl ise tam bir sahtekar. Evrak sahtekarı. İddanameyi değiştirdi. Sabıkam olmadığı halde ısrarla beni sabıkalı gösterdi. Yasadışı işlerin belgelerini uzattım, reddetti. Valiyi ve Emniyet Müdürünü şahit gösterdim, reddetti. Dahası köpeği azarlar gibi sürekli azarladı. Deli raporu aldırmak için yapmadığını bırakmadı. Oysa kendisi zırdeli. Cinayetleri örtbas etmenin akıllılığı olur mu?
               Sayın Müdürüm, bunları neden anlattım biliyor musunuz? 
              Deli raporumun olmadığı altı sene boyunca benden bir tek kelime ifade almayan Savcılar, bana deli raporu aldırdıktan sonra benden ifade aldırır oldular.
              Vereceğim ifadenin geçerli olmadığını bilen bu adamlar, kendileri zahmet buyurup ifademi almıyorlar.  Bu işi polislere havale ediyorlar.
               Deli raporum olmasına rağmen Eskişehir Asayiş Şube’de ifade verdim.
               Şimdi de Savcı Muharrem Altunoğlu benden ifade aldırmak istiyor. Neden kendisi almıyor da polislerin üzerine atıyor?  Muharrem Altunoğlu aldığı maaşı hangi işinin karşılığında alıyor?
              Şüpheli vatandaştan ifade alma işi  yasalarımıza göre savcıların görevidir. Polislerin üzerine yıkmak suçtur. Çünkü  polis hukuk bilmez, eğitimini almamıştır.  İfade almak, bu ifadeye göre iddaname hazırlamak hukuk eğitimi almış savcının görevidir. Polis, ifade almak zorunda değildir.
            Yenikent Gaffar Okkan Polis Amirliği’nden telefonla arayan bir polis memuru benden ifade talep etmiştir. Konunun gönderdiğim bir e-mail olduğunu, ifadeyi talep edenin  Savcı Muharrem Altunoğlu olduğunu söylemiştir.
            Hem deli raporu tanzim ettiriyorlar, hem ifade talep ediyorlar, üstelik kendileri almıyor, polislerin üzerine atıyorlar. Niye kine?
            Benden mi korkuyorlar?
           Araştırdığımda bu savcının iyi biri olduğu kanısına vardım. Fakat ifademi talep eden üst’lerinin yamuk insanlar olduğunu biliyorum. Mecburi hizmet…
             Savcı Muharrem Altunoğlu beni davet etsin, önce cinayetler, Eskişehir Subay orduevi ve tarihi eser kaçakçılıkları konusunda ifademi alsın, ondan sonra hangi e-mailim hakkında istiyorsa seve seve ifade vereceğim.
             Hangi hakimin ve savcının ne suç işlediğini ayrıntılarıyla yazıyorum. Yakında internet sitelerimde bütün ayrıntılarıyla kamuoyuna sunacağım gibi, bu listeyi belgeleriyle Eylül ayında Anayasa Mahkemesi’ne taşıyacağım.
             Mafyanın her türlü pisliğini kapatan savcılar ve hakimler hala yasadışı işlerde suç birliği içinde, yargılamada güç birliği içindeler…
              Rabbim akıl fikir versin.
               Keser döner sap döner, bu hesap akıllı işi değil, elbet bir yerden döner.
               Her zaman diyorum ya: Eskiden vatan hainleri darağacında sallandırılırdı.  Şimdilerde baş tacı…
               Rabbim ıslah etsin…
               Saygılarımla… 13/02/2012
                                                                                    
 Kenan Akkuş

 Not: Lütfen telefon numaramı  Savcı Muharrem Altunoğlu’na iletiniz: 0535 232 12 47


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder