30 Ekim 2013 Çarşamba

AKP'Lİ KATİLLER YASA TANIMIYOR

AKP'Lİ KATİLLER YASA TANIMIYOR


YASA TANIMAZ İCRAATLARINIZA GÖZ YUMANIN…

SİZLERE HER TÜRLÜ RANT SUNANIN…

ESKİŞEHİR TARİHİNİ SİZLERE YAĞMALATANIN…

MEZARDAKİ ANASINI…

YATAKTAKİ KARISINI SİKEYİM…

OROSPU ÇOCUKLARI…

Kenan Akkuş (esrehber)







VAR OLAN YASAYI UYGULAMAYAN GAVATLARIN...
GEREĞİNİ YAPMAYAN OROSPU ÇOCUKLARININ...
ÖNCE MEZARDAKİ ANASINI...
SONRA YATAKTAKİ KARISINI SİKEYİM...
VAR MI ÖTESİ ULAN?


GÖRDÜĞÜNÜZ BU YASADIŞI İŞ, 2863 SAYILI SİT YASALARININ IRZINA GEÇMEKTİR...

3 - 5 ADET DEĞİL...
TAM 77 ADET SAHTE RUHSATLI KAÇAK VİLLA...
KİMİSİ DUBLEKS... KİMİSİ TRİPLEKS...
HEM DE HAVUZLU...
TANESİ BİR BUÇUK MİLYON DOLAR...
SAHİPLERİ FETULLAHÇILAR...
AKP'Lİ ZENGİNLER...
ESKİ MİLLETVEKİLLER...
GENERALLER, ALBAYLAR...
BAŞAK KİREMİT'İN SAHİBİ...
CİCİSAN'IN SAHİBİ...
ORTASINDA YAĞMALANMIŞ 2600 YILLIK BİR HÖYÜK...
HÖYÜĞE NAZIR 77 ADET VİLLA...
TIK'LAYIN VE İZLEYİN:
http://www.youtube.com/watch?v=YNtiGOVCo-c

BANA BUNUN HESABINI VERİN, KARDEŞİM.
BEN VATANDAŞIM... HESAP SORUYORUM...

EL KALDIRIP YASALARI KABUL ETMEKLE BİTMİYOR İŞ.

EĞER BU YASALARI UYGULAYAMIYORSANIZ,
MİLLETTE DEĞİL, SİZLERDE PUŞTLUK VAR DEMEKTİR...

DEVLETİN YÖNETİCİLERİ YAPTIKLARI KANUNLARI
BİZZAT ÇİĞNİYOR VE HALKIN MALINI KATİLLERE
RANT OLARAK SUNUYORSA...

HALKA YAPILMIŞ EN AĞIR KÜFÜRDÜR...

BU SEBEPLE, GÖRDÜĞÜNÜZ VİLLALARIN
SAHİBİ AKP’Lİ OROSPU ÇOCUKLARINA KİM
RANT SUNUYORSA, KİM KAÇAK VİLLALARI
GÖRMEZDEN GELİYORSA,
TAM 10 SENEDİR KİM YIKMIYORSA…
ANASINI AVRADINI...

2863 sayılı sit yasalarına göre, birinci dereceden korunması gereken Arkeolojik sit alanı 77 defa kazı yapılarak, 77 defa inşaat yapılarak…
Toplam 154 defa ihlal edilmiş, yasaların ağzına sıçılmıştır…
Gördüğünüz bu villaların altında 2600 yıllık Frigya antik şehri bulunmaktadır.
Bunu Başbakan Tayyip de bilmekte…
Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik de bilmektedir.

OROSPU ÇOCUKLARI, SİZ BUNUN CEVABINI VERİN...
EL KALDIRIP YASALARI KABUL ETMEKLE BİTMİYOR İŞ.
EĞER BU YASALARI UYGULAYAMIYORSANIZ,
MİLLETTE DEĞİL, SİZLERDE PUŞTLUK VAR DEMEKTİR...

Kenan Akkuş (esrehber)

NOT: Sit alanları halkın ortak malıdır. Lütfen sahip çıkınız.

Bu ülkenin problemi türban değil, yolsuzluk, hırsızlık, sahtekarlık, adaletsizliktir... Müslümanın 

namussuzu o örtüyü başından önce kıçına örtsün... Her pisliğiniz meydanda orospu çocukları... 

Bana bu pisliğin cevabını veremeyen göt oğlu götler. Ananızı sikeyim, ananızı...




BEN NE YAPMAK İSTİYORUM?  SİZ NE ANLIYORSUNUZ?

Sevgili Facebook arkadaşlarım,
Bazı şahısların isimlerini deşifre edip onlara küfürler yağdırdığım için birkaç arkadaş rahatsız olmuş, bana özelden tepki veriyorlar.
Onlara diyorum ki: Benim paylaşımlarımı okumak zorunda değilsiniz kardeşim.
Küfürler yağdırdığım yazılarımın paylaşılmasını da istemiyorum. Zaten küfürlerime muhatap olan şerefsizler bu yazılarımı bekliyorlar ve zevkle okuyorlar.
.
Yapmak istediklerimi hala anlayamayan arkadaşlara bir daha açıklama yapayım:
Ülkemizde AKP iktidar olduğu için, suçlu AKP’li şahıslara yargı yolu tamamen kapatılmış durumda.
Bunu bizzat yaşayan ve çok kere şahit olan biriyim.

Katil AKP’liler adaletten tamamen muaf edildikleri gibi, işledikleri cinayetler örtbas ediliyor ve cinayetlere kaza süsü veriliyor.
Bu cinayetleri özellikle kapatanlar devletin maaşlı savcıları ve hakimleri…
Ben cinayetlerin üstünü ısrarla açtıkça, savcı ve hakim sıfatlı şerefsizler cinayetleri kapatıyorlar. Dahası beni cezalandırıyorlar.
Oysa yaptığım Türk Adaleti’ne yardımcı olmak.

Gördüğünüz üzere Tayyip sayesinde yargı tamamen tersine döndü: Cinayeti ben örtbas etmeliydim, devletin maaşlı savcıları ve hakimleri cinayetleri ortaya çıkarmalıydı ve yargılamalıydı.

Bir vatandaş olarak bu durum bana acı veriyor.
.
Hakimlerin ve savcıların bana yaptıkları işkence umurumda bile değil. Ben her çileyi çektim. Çekmeye de devam edeceğim.

Tek çekemediğim konu: Haksızlık…
Onuruma dokunuyor. Küfrediyorum…
Muhatap olduğum orospu çocuklarının suratları iyice köseleşmiş olmalı ki, bir hakim, bir savcı olarak işledikleri suçu görmüyorlar, ana avrat küfürlerimi görüyorlar.

Onlara diyorum ki: Allah mısınız ulan şerefsizler?  Kepaze olmak hoşunuza mı gidiyor?
Bir canım var onu mu alacaksınız Tayyip’in köpekleri?
Hadi alın da göreyim…
Alayınızın anasını sikeyim…

Eskişehir Adliyesi’nde görev yapan çok sayıda rüşvetçi isimleri bir daha sıralıyorum:

AKP’LİLERİN CİNAYETLERİNİ ÖRTBAS EDEN HAKİMLER ve SAVCILAR:

Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Gökhan Karaburun, 
Başsavcı Vekili Coşkun Mutluer, 
Eskişehir Ağır Ceza Hakimi Rasim Manav, 
Eskişehir Asliye Ceza Hakimi Berrin Kanagöl Yeşilyurt 
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Celalettin Karanfil, 
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Hasan Gönen, 
Eskişehir Sulh Hukuk Hakimi Nevin Bal, 
Eskişehir Asliye Ceza Hakimi Hakkı Aydoğan
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Cemal Gürsel Sarıca, 
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Metin Kurt, 
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Erdal Yatmış, 
Eskişehir İcra Hakimi Derman Çönk, 
Eskişehir Sulh Ceza Hakimi Murat Karahisar, 
Eskişehir Sulh Ceza Hakimi Nadir Serbest, 
Eskişehir Sulh Ceza Hakimi Erol Özdemir, 
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Salih Gündeş, 
Eskişehir Asliye Hukuk Hakimi Ali Selman Erkuş 
Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Orhan Çetingül…
Eskişehir Savcısı Galip Karayazı

Şu garip hale bakınız ki, devletin sorumlu makamlarından bir tanesi bana demiyor ki:
“Kardeşim sen bu şahısları suçluyorsun, hangi cinayeti örtbas ettiler, hangi soygunu örtbas ettiler, hangi uyuşturucu ticaretini örtbas ettiler, hangi sit alanlarını talan ettiler, hangi kaçak villaları inşa ettiler? Hadi ispat et?

Her birine tek tek ihbar ettiğim halde gık’ları çıkmayan bu makamlar kimler?
Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Adalet Bakanlığı, Genel Kurmay Başkanlığı, İçişleri Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Eskişehir Valiliği, Eskişehir Emniyet Müdürlüğü, Eskişehir Başsavcılığı…

Yargıtay dışında beni dinleyen olmadı. Onlar da dilekçelerimi Adalet Bakanlığı’na havale ederek araştırılmasını talep etti. Adalet Bakanlığı da Yargıtay’ın havale ettiği tüm dilekçelerimi yırtıp attı.

Görüldüğü üzere AKP’lilerin yasadışı işleri örtbas ediliyor, bunu bilen AKP’liler daha çok yasadışı iş yapıyorlar.

Eğer devletin ilgili makamları bu yasadışı işleri görmezden gelip beni cezalandırıyorsa, ben de devletin bu makamlarına küfretmeyi, maşa olarak kullandıkları makamları cümle aleme kepaze etmeyi bir görev bilirim.

Eğer ben bu ülkenin bir vatandaşıysam ve yasalara uyup suç işlemiyorsam…
Suç işlemediğim halde nezarethanelerde, cezaevlerinde, tımarhanelerde cezalandırılıyorsam…
Elimden nüfus kağıdım bile alınıp tüm Anayasal haklarımın anası sikiliyorsa…
Ben de kendimde hak görüp bu ilgili makamların anasını sikerim…
Bu kadar basit arkadaşlar…

Beni anlamayan, küfürlerimi görmek istemeyen, tepki veren arkadaşlar lütfen beni listesinden çıkarsın…

Saygılar…

Kenan Akkuş (esrehber)

12 Ekim 2013 Cumartesi

ERMENİ FETOŞ'UN ERMENİ MÜRİDİ SIÇTI: "GEZİ OLAYLARI DARBE GİRİŞİMİDİR"



FETOŞCULARIN ORTAKLARI: ERMENİLER, KÜRTLER VE SÜRYANİLER


Fetullah Gülen’in kurucu başkanlığını yaptığı Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, Türkiye’yi kurtarmak adına sık sık Abant Platformu adı altında “Cumhuriyeti yıkma” faaliyetleri düzenler.

Platform adını verdikleri bu soytarılığa konuşmacı olarak kimleri davet ederler?
Bu ülkede gazetecilik yapan Ermeni, Kürt ve Süryani yazarları…

Aralarına bir tane Türk sokmazlar…

“Sonuç bildirgesi” hazırlarlar ve uygulanması için Pensilvanya’ya, Kurucu Başkanlarına gönderirler.

Başkan Fetoş, platform soytarılarının hazırladığı “yapılması gerekenler”i Tayyip ve çetesine havale eder.

Tabi bu isteklerin yanında özel bir çanta vardır. Çantanın içinde AKP’lilerin gizli çekilmiş porno görüntüleri vardır…

“- Cemaatim bunu istiyor, değerlendirip uygulamanız dileklerimle, selamlar…”

Tayyip ve çetesi bu istekleri harfiyen uygular… Elleri mahkum...

Tam 11 senedir Tayyip ve çetesinin porno görüntüleri medyaya sızmamışsa, Ermeni, Kürt ve Süryani platformu olan Abant’çıların isteklerinin yerine gelmiş olmasındandır.

Bu platformda önceleri neler konuşulduğunu bilir misini?

“Demokratik hayatımıza tecavüz eden darbecileri yargılayamadık, yargısız infazların, işkence ve kötü muamelelerin hesabını soramadık. Bu işi en kısa zamanda bitirmek lazım.”

“DP’nin 1950’de iktidara geldiğinde CHP’yi kapatıp, İnönü’yü de tarihteki huzurlu yere göndermemiş olması en büyük talihsizliktir”

Şimdi neyi konuşuyorlar?

“28 Şubat’ın patron ayağını, medya ayağını linç etmenin zamanı geldi. Hocaefendi yeşil ışığa basmalı…”

Tayyip geçenlerde Pensilvanya’ya çağırıldı… Özel çantadaki onlarca pornonun yanına yenilerinin eklendiği gösterildi ve talep nazikçe iletildi.

Fetoş’un başkanlığını yaptığı “Cumhuriyet’i yıkma” projelerinin geliştirildiği Abant Platformu’nun daimi üyelerinden biri de Ermeni gazeteci Markar Eseyan’dır.

İki gün süren cumhuriyeti oyma toplantılarının hemen ardından duş bile almadan kaleme sarılır, gazete köşelerinde pisliğini kusar, kusar…

Markar Eseyan denen gazeteci kimdir?

Türkiye Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırmak için Fetullahçılarla işbirliği yapan bir Ermeni’dir.

İlköğretimi Bomonti Mıhitaryan Ermeni Katolik İlköğretim Okulu'nda, liseyi ise Özel Getronagan Ermeni Erkek Lisesi’nde okumuş.

Hrant Dink’le birlikte Agos Gazetesi’ni kurmuş ve uzun yıllar çalışmış.

Taraf ve Yeni Şafak gazetelerinde yazılar yazarmış.

Atatürkçüleri, CHP’yi ve MHP’yi kibarca karalarmış…
Ağır eleştirilerde bulunursa, bilir ki Hrant Dink gibi kim vurduya gideceği olasıdır.


Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde Türklerin kullandığı tüm imkanları kullanan, kilisesinde ibadetini özgürce yapabilen, iş bulup para kazanabilen, özgürce yaşayıp istediği her şeyi alabilen, hatta bu ülkenin gerçek vatandaşlarını aşağılayıp onların linç edilmesine katkıda bulunan bir Ermeni…

Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı Markar Eseyan…

Ülkemin geleceğini ve milli menfaatlerini savunduğum için elimden nüfus kağıdımı alan devlet, bir Ermeni’nin yıkıcı faaliyetlerine göz yumuyor, her türlü rantı sunuyor. Bunun adı “Anayasal hak” oluyor.

Devletin her türlü hak sunduğu Ermeni Markar Eseyan bakınız ne diyor:

“Osmanlı’ya karşı bağımsızlık savaşı verdik ve bir ulus devleti (Ermenistan’ı) kurduk. Fakat camileri koruduk.”

Osmanlı döneminde Ermenistan’da kaç cami vardı, biliyor musunuz?
Toplam 110 tane… (Erivan'da 42, Eçmiedzin'de 33, Zengezur'da 35)

Şimdi kaç tane var?
2 tane… (Gök cami, Hüdabende cami)

Bu iki camide sadece İranlılar ibadet edebiliyor.
Çünkü Ermenistan’da Türklere yaşama hakkı tanınmıyor.
Bu sebeple Ermenistan’da Türk bulunmuyor.

Bir de Serdar Cami vardı ki Ermeniler, 1918 yılında son kalan Osmanlı vatandaşlarını bu camiye doldurdular ve camiyi ateşe verdiler. Şah İsmail’in yaptırdığı Serdar cami, içindeki Türklerle birlikte yanarak kül oldu.

Ermeni Türk vatandaşı Markar Eseyan’ın “koruduk” dediği camiler ve içinde ateşe verilen Türkler…

Yaptığı icraatlar, Fetullah Gülen cemaati tarafından alkışlanıyor ve Türk düşmanı bir Ermeni yağla balla besleniyor…. Fetullahçıların Yeni Şafak Gazetesi’nde…

İşte bu Markar Eseyan en son Samanyolu’nda boy gösterdi.

Kamuda başörtüsü serbestliğini öyle savunuyor ki, sanırsınız Tayyip’inkiler gibi birkaç kızı var, başörtüsü yasağı sebebiyle okullara alınmayıp mağdur edilmişler, bu sebeple Amerikalarda okutmuş…

Katolik bir Ermeni neden Müslümanların başörtüsü için Türklere cephe alır?

Çünkü çalıştığı gazete Yeni Şafak patronu ondan bunu bekler: “Türban yasağını bahane et, Türkleri karala…”

Yeni bir kitap çıkarmış, Samanyolu Haber’de tanıtıyor: “Gezi olaylarının perde arkası…”

Atatürkçüleri ve özellikle CHP’yi karalıyor ve son noktayı koyuyor:

“GEZİ OLAYLARI BİR DARBE GİRİŞİMİDİR…”

Başbakan Tayyip'e sesleniyor, Atatürkçüleri ve CHP’lileri linç etmeye davet ediyor…

Düşünmek lazım:
Bu pislik işlerde Fetullahçı köpekler mi maşa?
Ermeni piçi Markar Eseyan mı?


Kenan Akkuş (esrehber)

https://www.facebook.com/photo.php?fbid=472719032834947&set=a.119966268110227.21113.100002905645532&type=1&theater

3 Ekim 2013 Perşembe

TAYYİP EĞER NAMUSLU ŞEREFLİ BİRİ OLSAYDI, SEN O MAKAMDA BİR DAKİKA KALAMAZDIN SARIBARDAK



TAYYİP  EĞER NAMUSLU ŞEREFLİ BİRİ OLSAYDI, SEN 
O MAKAMDA BİR DAKİKA KALAMAZDIN SARIBARDAK


SARIBARDAK’A CEVAP

Sayın Sarıbardak,
Sen beni adam yerine koymasan da, ben seni adam yerine koyup mesajına cevap vereceğim.

Konu 1. Bana “Psikolojik vakasın, acınacak haldesin” diyorsun.
Aynaya bak, ondan sonra bu yazdıklarını bir düşün istersen. Ben senin gibi yalancı değilim. Sahtekar, düzenbaz, rüşvetçi değilim. Bu özellikler sende var ve ispatladım. Onlarca personelin seslerini kaydettim. Hepsi de senin için “Tam bir orospu çocuğudur” diyorlar. Ülkemizde adalet olmadığı için seni ihbar edemiyorum. Olmayan adalet, işlediğin suçların cezasını elbette veremez. İşte o zaman ben devreye giriyorum ve “AH”ını aldığın mağdurların hesabını soramadığım için, cümle aleme rezil etmenin daha uygun olacağı düşüncesiyle işte böyle kepaze ediyorum. Zaten seni kepaze etmemi isteyenler, emrindeki personelin… Şu son hallerine bakanlar, acınacak duruma düşenin sen olduğunu bana iletiyorlar.

Konu 2. Diyorsun ki: “Sana bu iftiraları ve yalanları yazan ahlaksızların, karaktersizlerin kim olduğunu biliyorum.”
Seninle ilgili yazdıklarım iftira olsa, birbirlerinden haberi olmayan, muhabbeti olmayan 7 adet personelin, seninle ilgili konuları nasıl bilebilir ve bana aktarabilir? Yazdıklarımın ve bundan sonra daha bir çok konuyu aktaracaklarımın iftira olmadığını sen de biliyorsun. Onlara utanmadan “ahlaksız, karaktersiz” diyebiliyorsun. Oysa ahlaksız olan sensin. Hastanede her türlü pisliği çeviren sensin. Bol bol rüşvet yediğin gibi, organ mafyasının başı da sensin. Başhekim, sen ve Fikret Kalaçay… Tıp Fakültesi’nin üç atlısı… “Ahlaksız, karaktersiz” diyerek aşağıladığın personel dürüstlük örneği gösterip pisliklerini bana bir bir anlattılar. Neden biliyor musun? Senin gibi bir pisliğin emrinde çalışmaktan utanç duyuyorlar. Şimdi “ahlaksız, karaktersiz” diyerek hakaret ettiğin bu personel, inanıyorum ki senin hakkında daha çok bilgi verecekler. Bekle ve gör…

Konu 3. “Allah' tan biraz akıl ve fikir iste mümkünse kendin için.”
Yani bana “deli” diyorsun ve Allah’tan akıl istememi tavsiye ediyorsun. Bana deli demekle, müdürlük yaptığın hastanenin Psikiyatri servisinde görevli bir çok doktora hakaret ediyorsun. Onlar beni akıllı bulup elime “AKLİ VE RUHİ DURUMU YERİNDEDİR” belgesi verirken, sen deli teşhisi koyuyorsun. Sen o doktorlardan daha uzman biri olmalısın. Adamlar yüz yüze muayene ettiler ve karar verdiler. Oysa sen Face sayfalarında seninle ilgili yazdıklarıma bakarak teşhis edecek ve karar verecek kadar profesör olmuşsun. Tebrik ederim. Rüşvet yiyen, organ mafyasına ortaklık eden, morgda genç kız cesetlerine tecavüz eden bekçilere göz yuman sen müdür Sarıbardak akıllısın… Bunları kamuoyuna sunan ben deliyim… Bence seni Bakırköy’e kapatmalı ve günde üç kere götüne kazık sokmalı…

Konu 4. Diyorsun ki: “Suskunluğum asaletimdendir.”
Bak personelin diyor ki, “Utancından yerin dibine giriyor, personelin yüzüne bakamıyor…” Kimisi de diyor ki: “15 gün içinde çöktü adamcağız…” Sen de diyorsun ki “Asaletim yerinde duruyor.” Eğer o asaletin hala yerindeyse, bir aydır ben boşuna yaygara etmişim kardeşim. Cümle alem arkandan küfrediyor, haberin yok. Dahası: Madem ki yazdıklarım umurunda değil, benim oğlumla neden görüştün? Neden “Sadece benimle uğraşıyor, uğraşmaktan vaz geçsin, eşimle boşanmak üzereyiz” dedin? Sonra biliyorsun ki sadece seninle uğraşmıyorum. İsmail Ilgaz ismindeki orospu çocuğuyla bir olup beni dava eden arkadaşların ve rektörünle ilgili yazı yazmadım mı? Piç İsmail’e uymayıp beni dava etmeyen isimleri internetten sildim. Kongre Kültür’ün müdürünü ve KBB’de görevli bir profesörü silmem mümkün değil, çünkü onların deşifre etmediğim başka ağır suçları var ve zamanını bekliyor. Görüyorsun sadece seninle uğraşmıyorum Sarıbardak.

Konu 5. Ettiğim hakaretleri ve küfürleri misliyle iade etmişsin. Ben sana küfür etmedim ki Sarıbardak? Hak ettiğin kelimeleri yazdım. Eğer ben rüşvet yediysem küfür et… GIK’ım çıkmaz. Hak etmişimdir. Organ mafyasıyla bir olup ölülerin organlarını çaldıysam hakaret et. Morgdaki bekçilerin genç kız cesetlerine tecavüzlerine seyirci kalırsam, küfür et…


Konu 6. Tüm bu yazdıklarımdan sonra bana değil, kendine sor: “Ben adam mıyım?"
Sahi, sen adam mısın?
Seni adam yerine koydum, bir sayfa mektup yazdım. Bu kıyağı her kimseye yapmam…
Doğru yolu bul, kimse sana küfür de etmez, hakaret de…

Sizlerle ilgili anlatmadığım daha bir çok konu olduğu gibi, hala bir çok personeli konuşturmaya devam ediyorum.

Sana son tavsiyem: Rektörün de sen de, beni dava eden arkadaşların da Ilgaz mafyasından uzak durun… Daha fazla rezil olmayın.

Paşa gönlünüz bilir.

Kenan Akkuş

https://www.facebook.com/photo.php?fbid=468467696593414&set=a.119966268110227.21113.100002905645532&type=1&theater

2 Ekim 2013 Çarşamba

ESKİŞEHİR VALİSİ'NDEN RADİKAL MUHABİRİNE NEFRET DOLU SÖZLER



ESKİŞEHİR VALİSİ'NDEN RADİKAL MUHABİRİNE NEFRET DOLU SÖZLER

Eskişehir Valisi Güngör Azim Tuna’nın resmi e-posta adresinden, Radikal Gazetesi muhabiri İsmail Saymaz’a gönderildiği e-mail infiale neden oldu. 


‘Yerin altı da var’
Eskişehir Valisi Güngör Azim Tuna’nın resmi mail adresinden, Eskişehir’deki gezi eylemlerinde dövülerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz davasının il dışında görülmesi yönünde görüş belirtmesini haberleştiren Radikal muhabiri İsmail Saymaz’a dün sabah saat 03.56’da bir mail gönderildiği iddia edildi. Vali Tuna’nın adresinden gazeteci İsmail Saymaz’a gönderilen mailde ağır sözler yer aldı. Gönderilen mailde, Vali Tuna’nın bir TV kanalında göstericiler için sarf ettiği ‘Birbirlerini dövdüler’ ifadesinin İsmail Saymaz tarafından çarpıtıldığını iddia edilerek, “Her fırsatta alçaklıkla bunu tekrar ediyorsun. Müebbet bile sizi kesmez. Bir daha aynı şekilde yorum yaparak bu konuyu işlersen sen adi ve şerefsizsin. Yerin altı da var unutma, eninde sonunda orada görüşeceğiz” sözleri yer aldı.

"Ben yazmadım" dedi

Eskişehir Valisi Güngör Azim Tuna Radikal Gazetesi Muhabiri İsmail Saymaz’a atılan ve tehdit cümleleri içeren mail ile ilgili “Mail adresi bana ait. Ancak maili ben yazmadım” dedi. Tataristan’da bulunan Vali Tuna yaptığı açıklamada da “Gönderilen mail adresi bana ait. Ancak o maili bizzat ben yazmadım. Mailde yazılanların bir bölümüne katılıyorum. Doğru ifadeler. Söz konusu muhabir sürekli bir şeyleri çarpıtarak yanlış yönlendirmeler yapıyordu. Mail üzerinde de aynı şeyi yapmış. Dediğim gibi maili ben yazmadım. Yurt dışındayım. Eskişehir’e döndükten sonra inceleteceğim” ifadelerini kullandı. Radikal Gazetesi ise Tataristan’da resmi bir ziyarette bulunan Vali Tuna’nın korumasına ulaşarak, e-mailin Tuna tarafından gönderilip gönderilmediğini sordu. Vali Tuna’nın koruması aracılığıyla, e-maili kendisinin gönderdiğini bildirdiği öne sürüldü.

İŞTE O MAİL:

“Oğlum İsmail, yine rahat durmuyorsun. Benim Ali İsmail ile ilgili söylemediğim bir sözü tekrar ısıtıp veriyorsun ki sana özel olarak telefonda bunu izah ettiğim halde her fırsatta alçaklıkla bunu tekrar ediyorsun. Failler belirlendi, tutuklandı, yargılanıyor. Bunlardan pek memnun olmadın herhalde. Sana malzeme kalmadı derken, mahkeme bize bir soru soruyor. Biz de savcılık da kamu düzenini düşünerek yüzbinlerce insanın yaşadığı bu şehirde olay çıkmasın diye görüşümüzü yazıyoruz. Bunlar her nasılsa yandaş avukatlarınız tarafından herhalde anında sizlere servis ediliyor. Kuşlar söyledi deme sakın inanmam! Neyse hiç önemli değil. Zaten biz ne dersek diyelim siz vermek istediğinizi veriyorsunuz. Siz bizim Ali İsmail için çok üzüldüğümüze de inanmazsınız. Demokratik tepkiye eyvallah ama amaçları kaos çıkarmak olanların fırsat beklediği bir ortamda bu davanın başka yerde görülmesini istemek Eskişehir’e ve halkın yararına bir şey yapmak demektir. Tabii ki takdir yargının. Diğer konulara girmiyorum çünkü yargılama devam ediyor. Ama siz zaten hem savcı, hem hakim, hem avukatsınız. Müebbet bile sizi kesmez. Bir daha aynı şekilde yorum yaparak bu konuyu işlersen sen adi ve şerefsizsin. Yerin altı da var unutma, eninde sonunda orada görüşeceğiz.”

Eskişehir Valisi'ni ve korumasını nefretle kınıyoruz.

Kenan Akkuş (esrehber)