8 Mart 2016 Salı

PROF. DR. EMRE CİNGİ’Yİ OĞLU NEDEN ÖLDÜRDÜ?




PROF. DR. EMRE CİNGİ’Yİ OĞLU NEDEN ÖLDÜRDÜ?

BİR ÖLÜNÜN ARKASINDAN KONUŞMAK DOĞRU BİR İŞ DEĞİL.
FAKAT BU HİKAYE, İBRET ALINMASI GEREKEN BİR DRAMDIR.

HARAM YİYENLERİN DERS ALMASI DÜŞÜNCESİYLE PAYLAŞTIM

Yıllar öncesi…
Adresime isimsiz bir mail düştü. Diyordu ki:

“Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde görev yapan Prof. Dr. Emre Cingi ve onun yeğeni Doçent Doktor Cemal Cingi yasadışı işler yapıyor. Hastaların çoğu mağdur… Benden bu kadar. Lütfen araştırın.”

Ben polis değildim. Gazeteci değildim.

Sadece AKP’nin kurucusu, Hizbullahçı hırsız Tayyip’in gözbebeği pislik Ilgaz mafyasının yasadışı işlerini kamuoyuna sunuyordum.

Sanırım beni araştırmacı sandı ve yasadışı işleri ortaya çıkarmamı istedi.

Uzun bir süre ilgilenmedim. Aynı mail adresinden ikinci mektup geldi:

“Abi bu adamlar sağlam hastaları sağır yapıyorlar, anlaştığı bir kulaklık şirketiyle hastalara kulaklık satıyorlar. Yüz milyon liralık kulaklığı 1-2 milyardan satıyorlar. Ortada çok yüksek meblağda paralar dönüyor. Şirketle doktorlar bu haksız kazancı bölüşüyor.”

“Bu konu benim işim değil, Uğur Dündar’a ya da benzeri haber programlarına yazmasını” tavsiye ettim.

Bir ay sonra üçüncü mektup:

“Abi sen ilgilenmiyorsun ama ortada çok vahim olaylar dönüyor. Mağdur olan hastalar. Ganimeti paylaşan kravatlı hırsızlar. İnsan sağlığını çalarak servet yapıyorlar. Dahası bu iki doktor, sağlam insanlara para karşılığında rapor düzenliyorlar, insanları sağır gösteriyorlar, sakat olarak emekli olmalarını sağlıyorlar. Hak etmedikleri halde yüzlerce insanı emekli ettiler.”

Bu şahısı önce, kulaklık satan şirketin elemanı olabileceğini düşünürken, üçüncü mektuptan sonra hastane personeli olduğunu düşünmeye başladım. Yüzlerce insana rüşvet karşılığında sahte rapor düzenlenmiş olabileceğini, ancak hastane personeli bilebilirdi.

Israrla ismini ve nerede çalıştığını sormama rağmen cevap alamadım.

Sonra dördüncü mektup geldi:

“Abi sana bu son mektubum. Bu iki doktor hastaların sağlığını tamamen bozuyorlar. Sadece daha fazla para kazanmak adına insanları ameliyat ederek, şifa verecekleri halde sağır bırakıyorlar. İnsanları kulaklığa mahkum ediyorlar. Senden son isteğim şu: Cemal Cingi’nin telefonunu sana gönderiyorum. Lütfen telefon et ve anlattıklarımı aynen söyle. Televizyonda haber yapacağım de. Belki korkarlar da bu işlerden vazgeçerler. Çünkü bu iki doktorun yaptığını hayvanlar bile yapmıyor. İsimlerini verdiğim bu iki doktor, insanların sağlığını yok ederek kazandıkları paralarla çok sayıda daire, apartman ve arsa alıyorlar. Araştırısan doğruları söylediğimi anlarsın. İlgilenirsen sana minnettar olurum. Sana hayatta başarılar…”

Söylediği gibi bir daha mektup yazmadı.

Hastanede çalıştığı belliydi. Yoksa nereden bilecekti bu konuları? Gördükleri karşısında vicdan azabı duymuş olmalı , bir şeyler yapmak istiyordu. Fakat hep yanlış adrese yazıyordu.

Dört mektuptan sonra bende de vicdan azabı başladı. Fakat bu iş benim görevim değildi.
Adını dahi duymadığım Emre Cingi isimli doktora ait olduğu söylenen telefonu istemeyerek tuşladım.

Televizyon muhabiri olduğumu, hakkında çok sayıda ihbar aldığımı söyleyerek konuları tek tek açıkladım.

Emre Cingi taş gibi kesilmiş, sesi soluğu çıkmıyordu.

“Çocuğunuz var mı?” diye sordum. “Evet, var “ dedi…
Ağzımdan şu cümleler çıktı:
“Bir gazeteci olarak ben bu konuyu kapatıyorum fakat… Sonunuzu hayırlı görmüyorum. Allah sizin de, evladınızın da sonunu hayır etsin…”

Telefonu kapattım.

Konuyu Osmangazi Üniversitesi’nde bir bölümün dekanına anlattım. Sadece o biliyordu.

İstedim ki her kimse bilsin, ibret alsın…

HARAM YİYENLERİN DERS ALMASI DÜŞÜNCESİYLE PAYLAŞTIM

HİZBULLAHÇI HIRSIZ TAYYİP VE ONUN HIRSIZ OĞLU KULAĞINA KÜPE YAPSIN.

Kenan Akkuş (esrehber)





VAMPİR CEMAL,  HASTALARININ
KANLARINI  İŞTE  BÖYLE  İÇİYOR

İLGİLİ MAKAMLARA SUÇ DUYURUSUDUR
(Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı'na, ya da Adalet Bakanlığı'na)

Aşağıda okuyacağınız ihbarlar bana iletildiği zaman Vampir Cemal doçentti.
Şimdi profesör olmuş.
Nasıl olmuş?
Bol miktarda rüşvet yemiş… Binlerce…
Firmalarla suç birliği yaparak işitme cihazlarını hastalarına fahiş fiyata kaktırmış…
İşitme cihazı satmak uğruna, sağlam hastalarını sağır etmiş…
Malulen emekli olmak isteyenlerin rapor yüzdelerini yükselterek bol miktarda rüşvet yemiş…
İşe girmek isteyenlerin engel yüzdelerini yükselterek, rüşvet karşılığında kıyak geçmiş…
… ve daha neler…
“GİZLİ TANIK”ı dinleseniz ağzınız açık kalır.
Yukarıda okuduklarınızın her biri ağır suçtur.
Bu suçu işleyip cezaevinde yatan doktorlar, albaylar var…
Şu işe bakınız ki, Vampir Cemal’i yıllarca ne şikayet eden olmuş, ne ihbar eden…
Hastalar hallerine razı olmuş… Sağır kalmış…
Binlerce kişi haksız yere emekli olmuş, neden şikayetçi olsun ki?
Binlerce kişiyi de sahte engelli raporuyla iş sahibi yapmış, hayır işlemiş…
Bu işleri amcası Emre Cingi ile yıllarca yapmış…
Amcası şimdi Cehennemde hesap veriyor… 
Ya yeğen Vampir Cemal?
Hesap vermek için o da mı Cehennem’i bekleyecek?
Adalet mekanizmasını çalıştıracak bir savcı var mı dersiniz?
Ona buna iftira atmaktan, komplo kurmaktan, cinayetleri örtbas etmekten, tarihi eser kaçakçılarıyla suç birliği yapmaktan, yalan üzerine yalan söylemekten fırsat bulurlarsa, inanıyorum ki bu olaya el koyacaklardır.

Bu adamın adı : Cemal Cingi
Ünvanı: Prof. Dr.
Görev yeri: Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi KBB Bölümü

Son on senelik kayıtların incelenmesi, tüm hastaların durumları, emekli olan ve işe giren insanların bir başka birimde yeniden incelenmesi, sağır edilen hastaların ortaya çıkarılması, bu hastalara satılan işitme cihazlarının hangi firmalarca temin edildiği ve ne fiyata satıldığının araştırılması…

Ayrıca Cemal Cingi’nin ve amcası Emre Cingi’nin malvarlığının tespit edilmesi…

Ben bunları araştırdım…
İşte bu sebeple suç duyurusunda bulunuyorum.

İŞTE İHBARCI  “GİZLİ TANIK”IN  BANA  YAZDIKLARI

Birinci mesaj:
“Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde görev yapan Prof. Dr. Emre Cingi ve onun yeğeni Doçent Doktor Cemal Cingi yasadışı işler yapıyor. Hastaların çoğu mağdur… Benden bu kadar. Lütfen araştırın.”

İkinci mesaj:
“Abi bu adamlar sağlam hastaları sağır yapıyorlar, anlaştığı bir kulaklık şirketiyle hastalara kulaklık satıyorlar. Yüz milyon liralık kulaklığı 1-2 milyardan satıyorlar. Ortada çok yüksek meblağda paralar dönüyor. Şirketle doktorlar bu haksız kazancı bölüşüyor.”

Üçüncü mesaj:
“Abi sen ilgilenmiyorsun ama ortada çok vahim olaylar dönüyor. Mağdur olan hastalar. Ganimeti paylaşan kravatlı hırsızlar. İnsan sağlığını çalarak servet yapıyorlar. Dahası bu iki doktor, sağlam insanlara para karşılığında rapor düzenliyorlar, insanları sağır gösteriyorlar, sakat olarak emekli olmalarını sağlıyorlar. Hak etmedikleri halde yüzlerce insanı emekli ettiler.”

Dördüncü ve son mesaj:
“Abi sana bu son mektubum. Bu iki doktor hastaların sağlığını tamamen bozuyorlar. Sadece daha fazla para kazanmak adına insanları ameliyat ederek, şifa verecekleri halde sağır bırakıyorlar. İnsanları kulaklığa mahkum ediyorlar. Senden son isteğim şu: Emre Cingi’nin telefonunu sana gönderiyorum. Lütfen telefon et ve anlattıklarımı aynen söyle. Televizyonda haber yapacağım de. Belki korkarlar da bu işlerden vazgeçerler. Çünkü bu iki doktorun yaptığını hayvanlar bile yapmıyor. İsimlerini verdiğim bu iki doktor, insanların sağlığını yok ederek kazandıkları paralarla çok sayıda daire, apartman ve arsa alıyorlar. Araştırırsan doğruları söylediğimi anlarsın. İlgilenirsen sana minnettar olurum. Sana hayatta başarılar…”


KAMUOYUNA SUNUYORUM, İLGİLİ MAKAMLARIN OLAYA EL KOYMASINI BEKLİYORUM

Kenan Akkuş (esrehber)

NOT: Yazdığım her konuyu başta Eskişehir savcıları, Eskişehir Emniyeti, Eskişehir Valiliği okuyor. Fakat ihbar ettiğim şahıslar AKP’li olmaları sebebiyle işlem yapılmıyor. AKP’liler yargıdan mubahmış…





OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ HASAN GÖNEN'E:

ONKOLOJİ BİNASIYLA İLGİLİ İHALE BİLGİ VE BELGELERİNİ AÇIKLA. HODRİ MEYDAN.



TAYYİP VE HAMSALAKLARI

Maşallah ilk uçağımızı yaptık ve uçurduk…
Hürkuş… 
Tayyip hazretleri bir sene önce kokpite oturup hava atmıştı ya…
İşte o milli ilk uçağımız…
Tek motorlu ve pervaneli…
574 km hız yapıyormuş…
İlk milli uçağımızı yapan TAI yönetcileri hüngür hüngür ağlıyor…
Gururlanıyor başarılarından…
Beni de ağlamak tuttu… Utançtan…
Dünyanın bir çok ülkesi, bu tek motorlu pervaneli uçağı yapalı 100 sene oldu…
Adamlar jet motorlu uçakları yapalı ve saatte 10 bin km hız yapalı 50 sene oldu…
Adamlar uzay mekikleri yapalı ve saatte 100 bin km hızı 25 sene önce yakaladı…
Ağlıyorum utancımdan…
Oysa Atatürk “İstikbal göklerdedir” diyeli 100 sene geçti…
Utançtan ağlayacaklarına, gurudan ağlayan şerefsizler…
Ne zaman adam olacaksınız da, Tayyip yerine Atatürk’ü örnek alacaksınız?
Amsalaklar…

Kenan AKKUŞ (esrehber)








TAYYİP İSİMLİ SOYSUZA SORU: RUTİN GÖREV NE DEMEK?

Adana Ceyhan karayolunda durdurulan yedi TIR’dan üçünde bol miktarda mühimmat tespit edildi.
Üç şöför gözaltına alınarak kelepçelendi.
Gazetecilerin fotoğraf çekmeleri jandarma tarafından engellendi.
Adana Valisi keltoş Coş açıkladı:
“TIR’larda MİT görevlileri rutin görevlerini yapmaya devam ediyor…”
Jandarma,  Adana Valisi Keltoş Coş’un emri üzerine yedi TIR’ı serbest bıraktı.
Mühimmat dolu TIR’lar, İHH şöförleri ve “rutin görev yapan” MİT personeli bilinmeyen bir yöne doğru kayboldular.

ADANA VALİSİ KELTOŞ COŞ’A VE ONUN SAHİBİ SOYSUZ TAYYİP’E:

MİT görevlileri, mühimmat dolu TIR’larla hangi rutin görevi ifa ediyorlardı?
Suriye’de terör estiren El Kaide militanlarına silah sevkiyatı, ne zamandan beri MİT’in rutin görevi oldu?
“Türkmenlere gıda yardımı taşımak”  ne zamandan beri MİT’in görevi oldu? İHH, MİT’siz gıda sevkiyatı yapamıyor mu?

Siz çocuk mu kandırıyorsunuz,  iffetsizin evlatları?


Kenan Akkuş (esrehber)






AKP OROSPUSU Hüseyin Çelik, 

durdurulup aranan yedi adet TIR'la ilgili, "Durdurulan TIR'lar haddini bilmezliktir.
TIR'daki malzemenin ne olduğu hiç kimseyi ilgilendirmez.
MİT yasası belli, kimse kafasına göre arama yapamaz.
Bu savcılar kimin adına bu işleri yapıyor? Yanlış yapan savcı hesap verir" dedi.

AKP OROSPUSU Hüseyin Çelik’e  haddimizi aşarak soruyoruz:

MİT görevlileri, mühimmat dolu TIR’larla hangi rutin görevi ifa ediyorlardı?
Suriye’de terör estiren El Kaide militanlarına silah sevkiyatı, ne zamandan beri MİT’in rutin görevi oldu?
“Türkmenlere gıda yardımı taşımak” ne zamandan beri MİT’in görevi oldu? İHH, MİT’siz gıda sevkiyatı yapamıyor mu?
Sen çocuk mu kandırıyorsun, iffetsizin evladı?



Kenan Akkuş (esrehber)







SURİYE'Yİ KARIŞTIRAN...
İÇ SAVAŞI BAŞLATAN...
YÜZBİNLERCE İNSANIN ÖLÜMÜNE SEBEP OLAN...
TERÖRİSTLERE SİLAH DESTEĞİ VEREN...
SONRA DA HER TÜRLÜ YALANI SÖYLEYEN...
TAYYİP'Tİ...










ESAD'IN CİNAYETLERİNDEN SANA NE?
SAHTEKAR HIRSIZ...
NAMUSLU VE ŞEREFLİ BİR ADAM OLSAYDIN...
KENDİ İŞLEDİĞİN CİNAYETLERİ GÖTÜRÜRDÜN AVRUPA'YA...
ALLAH BELANI VERSİN...







İSTANBUL 2020’NİN HIRSIZLARI

İşte size bir hırsızlık hikayesi:
Kazanamayacağımız bilindiği halde Olimpiyatlara aday oldular.

Akla hayale gelmeyecek masraflar yaptılar.
Amaçları sadece çalmak ve çırpmaktı.
İşte bu hırsızlıklardan bir örnek:
İstanbul 2020 adıyla bir katalog bastırdılar.
Basan matbaa bilinmiyor… Fatura yok, fiş yok…
Baştan sağma…
Yalan yanlış bilgiler…
Alelacele basıldığı ortada…
Amaç tanıtmak değil, dostlar alışverişte görsün…
10.264 adet, üç adet ansiklopedi kalınlığında katalog…
Dört kilo 320 gram…
Birinci hamur kuşe karton…
Pırıl pırıl parlayan yapraklar…
Tanesi kaç paradan bastırıldı dersiniz?
Bir işçinin asgari ücretinin yarısı kadar…
Yanlış okumadınız…
Dört kilo 320 gramlık bu katalogu, tanesi 341 liradan bastırdılar…
Eskişehir’deki bir matbaa aynı katalogu 34 lira 10 kuruştan basabileceğini söylüyor.
Matbaacıya “300 lira neyin nesi?” diyorum, cevap veriyor:
“Bunlar resmen yüzsüz hırsız abi… Bu kadar da olamaz… Hem çalıyorlar, hem gülüyorlar, hem vatandaşla dalgasını geçiyorlar…”
Matbaacıya soruyorum:
-Peki bu katalogu birinci sınıf kuşe kağıda bassak ne olur?
Cevap veriyor:
“12 lira abi… 10 bin tane basarım… Fakat bu kadar kalın ve ağır olmaz.”
Yani diyorsun ki 12 liraya basınca kar ediyorsun…
“Elbette kar ederim, masraflardan sonra yüzde 25 bana kalır…”
Bunun adına hırsızlık mı dersiniz, yolsuzluk mu dersiniz?…
10.264 katalog… Kimlere dağıtıldı bilinmiyor…
Basan matbaa patronu, dağıtan şirket bilinmiyor…
Tanesi 341 liraya maledildiği ve toplam üç buçuk milyon liranın birilerinin cebine rant olarak girdiği biliniyor…
Eskiyen paramızla işte bu: 3.500.000.000.000 TL
Hala anlayabilmiş değilim…
Bu haberleri kamuoyuna sunan bizler mi keriziz?
Bile bile bu aşağılık hırsızlara OY’unu, namusunu verenler mi keriz?
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bu kadar aşağılık hırsız, şerefsiz, namussuzlar güruhunun 11 sene iktidarda kalabildiği bir mucize…
Öreği yok…
Dünyanın hiçbir ülkesinde örneği yok…
…ve dünya bize götüyle ossura ossura gülüyor…
Allah belanızı versin…

Kenan Akkuş (esrehber)







HİTLER DE İKTİDARA SEÇİMLE GELMİŞTİ...





YAZDIKLARIM KELİMESİ KELİMESİNE DOĞRUDUR...

Başbakan Hırsız Tayyip’in, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ aracılığıyla Eskişehir Adliyesi’ne gönderdiği faks aynen böyle:

“Facebook sosyal paylaşım sitesinde fotoğraflar altına yazdığı küfürlü yazılarından dolayı Kenan Akkuş ‘un bulunarak ifadesinin alınması…
Ettiği küfürlerin iade edilmesi…
Beceremezseniz alayınızın torbaya doldurulup münasip yerlerinize münasip nesneler monte edilmesi…
Sayın Başbakanımız tarafından ihtar olunur…
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ”

BEKİR BOZDAĞ ARACILIĞIYLA
ESKİŞEHİR SAVCILARI DELALETİYLE

BAŞBAKAN HIRSIZ TAYYİP’E MESAJ:

Canım ciğerim, sevgili kardeşim hırsız Tayyip, yazdıklarımı bizzat oku:

KONU 1). Senin evlatların senin nüfuzunu kullanarak, nüfus kağıdını dahi göstermeden gemicikler alırken, tonlarca altınla oyun oynarken, ihalelere fesat karıştırırken, milyonlarca dolarlık rüşvetleri zıkkımlanırken…

Ben, şu anda Irak sınırında nöbet bekleyen evladıma, nüfus kağıdım olmadığı için kuruş para gönderemiyorum. PTT ve banka nüfus kağıdımı ibraz etmeden havale yapmıyor. “Nüfus kağıdım Tayyip’te” diyorum. “Beni mağdur etmek için elimden aldırdı” diyorum, dalga geçiyorlar, “Git Tayyip’ten al gel” diyorlar…

Anayasa Mahkemesi’ne “Savcı Celalettin Karanfil nüfus kağıdımı aldı, geri vermiyor” diyerek dava açıyorum, Anaya Mahkemesi “Sen delisin, dosyan Yargıtay’da, ne yapacaksın kimliği?” diyerek bana cevap yazıyor…

Dahası: Ortalık orospusuna döndürdüğün Eskişehir Savcıları ve Hakimleri, tam üç senedir beni rahat bırakmıyor. AKP kurucusu katil Ilgaz mafyasının emriyle hakkımda kaç tane yakalama kararı çıktı sayamaz oldum. Şerefsiz hakimlerinden ve savcılarından kaçmaktan çalışamaz, aileme bakamaz oldum…

Allah’tan Eskişehir polisleri vicdanlı, merhametli insanlar ki, kimlerin haklı kimlerin haksız olduğunu biliyorlar, ona göre muamele çekiyorlar… Allah onlardan razı olsun…

Ne bekliyordun hırsız Tayyip, bana reva gördüğün bu eziyetlere alkış mı tutmalıydım?

Ailemi, çocuklarımı mağdur etmeyi sen kendinde hak olarak görüyorsan, senin ve çetenin anasına avradına selamlarımı sarkıtmayı da ben hak olarak görüyorum.

KONU 2). Ortalık orospusuna döndürdüğün savcıların, yasa dışı işler konusunda benden ifade almak yerine bol bol sahte deli raporu aldırıp, AK PARTİ’NİN KURUCUSU Ilgaz mafyasını tam 10 senedir temize çıkarmaya çalışıyorlar.

Aldıkları rüşvetin hakkını vermeye çalışıyorlar. Ekmek paralarıdır… Sözüm yok…
Fakat iki konuyu unutuyorlar:

İfadelerimi geçersiz kılmak için sahte belgelerle sahte raporlar düzenleten senin orospu savcıların, bence birer akıl hastası…

İfadesini sahte deli raporlarıyla geçersiz kıldıkları raporlu bir deliden nasıl ifade almayı düşünüyorlar?

İfadesi geçersiz bir deliden ifade aldırma talimatı veren bir Başbakan bu kadar gerzek mi?

Bir sor bakalım Eskişehir Adliyesi’ndeki gerzeklere: Zorla deli raporu yükledikten sonra Kenan Akkuş kaç defa geldi Eskişehir Adliyesine ya da polis karakollarına?

Zorla götürüldü… Zorla nezarete atıldı… Zorla Bakırköy’e kapatıldı…
Yargıtay yerel mahkemenin verdiği kararı onamadan… Suç…
Yasaları uygulamayan kim? Eskişehir’in ortalık orospuları….

Ben isyan etmeyeceğim de kim edecek Tayyip?
Anana avradına kim selam sarkıtacak?

Hiçbir duruşmayı kaçırmayan, yüzlercesine katılan ben…
Her çağırıldığı karakola giden ben…

Deli raporlarından sonra çağrıldığı yerlere gitmeyen yine ben…
İfadem geçerli değil ki?
Neden gideceğim? Neden zamanımı boşuna harcayacağım?

İki adet deli raporu sahibi biri olarak vereceğim ifadelerimin geçerli olmayacağını bilirken…

Benden ifade alınmasını talep eden bu ülkenin Başbakanı bilmiyor…
Bunun hukukçuları da, danışmanları da var… Hepsi salak…

Eskişehir Adliyesi'ndekilerin alayı salak…
İçlerinden bir tanesi çıkıp da demiyor ki:

“Yahu biz bu adama zorla deli raporu yükledik. Bu adamın ifadesi geçmez. Ne diye çağırıyoruz ki? Bakırköy’e kapatamayız, Yargıtay kararı onamadı, kapatırsak yeni bir suç işleriz, hapsedersek yine suç…”

Bu lafları edebilecek dürüst, şerefli, namuslu ne savcı var, ne hakim…

Diyorum ya Tayyip’in ortalık orospuları….
Kim rüşveti verirse, onun götünü yalarlar…
Şimdi Ilgaz mafyasının götünü yalayıp, bokunu yiyorlar…
Afiyet bal şeker olsun şerefsizlere…
Kimler? İşte liste:

Eskişehir Savcısı Tülay Nermin Atay
Eskişehir Asliye Hukuk Hakimi Ayhan Yılmaz
Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Gökhan Karaburun,
Başsavcı Vekili Coşkun Mutluer,
Eskişehir Ağır Ceza Hakimi Rasim Manav,
Eskişehir Asliye Ceza Hakimi Berrin Kanagöl Yeşilyurt
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Celalettin Karanfil,
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Hasan Gönen,
Eskişehir Sulh Hukuk Hakimi Nevin Bal,
Eskişehir Asliye Ceza Hakimi Hakkı Aydoğan
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Cemal Gürsel Sarıca,
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Metin Kurt,
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Erdal Yatmış,
Eskişehir İcra Hakimi Derman Çönk,
Eskişehir Sulh Ceza Hakimi Murat Karahisar,
Eskişehir Sulh Ceza Hakimi Nadir Serbest,
Eskişehir Sulh Ceza Hakimi Erol Özdemir,
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Salih Gündeş,
Eskişehir Asliye Hukuk Hakimi Ali Selman Erkuş
Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Orhan Çetingül…
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Galip Karayazı

KONU 3). 18.08.2009 tarihine kadar (beş senede) hiçbir şahısa ya da makama hakaret etmedim, küfretmedim. Özellikle AKP’lilerin cinayetlerini, tarihi eser kaçakçılığını, sahte ruhsatlarla inşa edilmiş 70 lüks villayı kamuoyuna sunarak “bu yasadışı işler belgelidir” dedim.

Başta Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, İçişleri Bakanı ve Adalet Bakanı’nı yasadışı işler konusunda bilgilendirmeme rağmen (belgeli), bu şahıslar benden ifade aldırmak yerine nezarethanelerde süründürdü, cezaevlerinde gezdirdi, tımarhanelerde zırdeli muamelesi yaptırdı… Hakkımda yüzlerce hakaret ve küfür davası açıldı…

Küfretmediğim halde, hakaret etmediğim halde şahsıma karşı açılan davalar sonrasında niyetimi bozdum, yukarıda adı geçen şahıslara ulaşmanın yolunun farklı olduğu kararına vardım ve üslubumu değiştirdim.

“Delidir, ne yapsa yeridir” düşüncesiyle 2009 tarihinden itibaren hakaretler yağdırmaya, küfretmeye başladım…
Davalar çoğaldı…

Hukuktan zerre kadar anlamayan savcılarımız bana çarşaf çarşaf iddianame hazırladı…
Gerzek hakimlerimiz de yargıladı…
“Cezai ehliyeti olmadığından davanın düşmesine…”

Fakat bu gerzeklerin amacı farklıydı: Beni Bakırköy Akıl hastanesine kapattırmak ve uzun bir süre tedavi ettirmek… Sözün kısası beni delirtmeyi planlıyorlardı…
Becerdiler…

AKP’li katillerin cinayetlerini örtbas eden Başsavcı Gökhan Karaburun, AKP’li hırsızların antika kaçakçılığını örtbas eden Başsavcı Vekili Coşkun Mutluer, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı rüşvetçi orospu çocuğu Yılmaz Büyükerşen ve rüşvetçi orospu çocuğu Büyükerşen’in piç avukatı Cemal Okan Yüksel ve Eskişehir 4. Sulh Ceza Hakimi Nadir Serbest suç birliği yaparak beni yasadışı bir şekilde yargılarlar. 
Akıl hastanesine kapatıp ömür boyu tedavi ettirmeye karar verirler. 
Anasını karısını siktiğim Büyükerşen orospusu kendi pislik işlerini örtbas etmek için beni öldürtme karşılığında Hakim Nadir Serbest’e bir milyon dolar rüşvet öder…

Sonunda polis beni yakalar ve Akıl Hastanesi’ne, çıkmamak üzere kapatır…

Tam 4 ay boyunca zırdeli muamelesi yapan Bakırköy doktorları anlattıklarımı dinlemez. Yalvarırım yine olmaz… Çünkü Eskişehir Başsavcısı bizzat telefon açmıştır ve “Kenan Akkuş için yüksek güvenlikli tedbir alın” demiştir.

Peki bu doktor kimdir?
Psikiyatri Uzmanı Dr. Oya Güçlü… ve Pratisyen hekim Emere isminde bir şerefsiz…

İşte bu orospu çocukları anlattıklarımı duymazdan geldi, bana zırdeli muamelesi yaparak tedavi etti…
Dört ay sonunda yüksek güvenlikli Bakırköy Akıl Hastanesi’nden kaçmayı becerdim.
Eskişehir savcıları hakkımda yakalama kararı çıkarır ve yine Bakırköy’e kapattırmaya çalışır…
Kenan salak mı? O hatayı bir kere yapar…

Bakırköy Akıl Hastanesi’nden kaçtığım 2011 senesinin Haziran ayından beri kaçak yaşıyorum. Hakkımda onlarca yakalama kararı çıktı…

Ben Anayasa Mahkemesi’ne bireysel dava açınca…
Eskişehir 4. Sulh Ceza Mahkemesi’nin yukarıda anlattığım mahkeme kararı kayboldu…
Sanki hiçbir zaman Akıl Hastanesi’ne kapatılmamış gibi muamele yaptılar…
Anasını karısını siktiğim orospu çocuğu Büyükerşen benden şikayetçi olmamış, avukatı piç Cemal Okan Yüksel davacı olmamıştı…
Beni öldürtmeye çalışan anasını karısını bacısını kızını siktiğim orospu çocukları…
Hadi gel de küfretme…
Dava kayboldu…

Aynı mahkeme, geriye dönük başka bir sahte karar tezgahlıyor:
“Hakaret suçu sabit olan Kenan Akkuş’un Adli Tıp Kurumu’nda müşahade altına alınması ve hakkında rapor tanzimi…”

Büyükerşen’den bir milyon dolar rüşvet yiyen Hakim Nadir Serbest…
Ananı sikeyim sahtekar orospu çocuğu…

İşte yukarıda anlattığım ve belgelediğim olayları şimdi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na sundum…
Tayyip’in, hırsız çetesinin, orospu çocuğu Büyükerşen’in ve piç avukatının anasını götünden sikmek için beklemedeyim…

Sabırla…

Ne zaman sahte raporlarım bozulur…
Ben de o zaman küfürlere nokta koyarım…
Ben rolümü oynuyorum.

Saygılar… 29 Ocak 2014

Kenan Akkuş (esrehber)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder