8 Mart 2016 Salı

SAHTEKAR HAKİMLERİN DESTEĞİYLE TAYYİP DİKDATÖR BİLE OLUR


SAHTEKAR HAKİMLERİN DESTEĞİYLE TAYYİP DİKDATÖR BİLE OLUR

Bu ülkede il ve ilçe seçim kurulu başkanları, hakimlerdir.
Diğer sıfatları yargıçlar…

Bu şahıslar mahkemelerde şühpeli ve mağdur insanlar adına çalışarak suçlulara ceza, mağdurlara beraat kararı verirler.

Kısacası olması gereken adaleti paylaştırırlar.
Mesleğe başlamadan önce de yemin ederler…
Suç işlemezler ve halka örnek olurlar…

İşte bu yeminli hakimler, şimdi Tayyip adına her türlü sahtekarlığı yapmakta, oy çalmakta, yeminlerine ihanet etmekler.

Tayyip adına hırsızlık yapmazlarsa, mesleklerinden atılacaklarını iyi bilirler.

Bu hakimler ne kadar para kazanırlar, düşündünüz mü?

Asli görevi mahkemelerde suçlu şahısları yargılarlar ve TC ceza yasalarını uygularlar.

Bu hizmetleri karşılığında devletten en az 6 bin lira alırlar.

Keşiflere giderek devletten en az 6 bin lira da buradan kazanırlar.

Nöbetçi kalarak en az 4 bin lira da buradan kazanırlar.

Daha bitmedi:

İl ve ilçe seçim kurulu başkanlığı yaparak 6 binlira devletten…

60 bin lira da Tayyip’ten alırlar…

Ne kadar ballı bir meslek değil mi?

Hadi, bu il ve ilçe seçim kurulu başkanı hakimlerin mal varlıklarını bir araştıralım.

Var mısınız?

Böylesine muheteşem bal kaymak varken…
Hakim sıfatlı sayın hırsızlar neden Tayyip’e ihanet etsin, Şırnak’a sürülsün?
Neden işinden olsun?

Bol paraya alışmış çoluğunu, çocuğunu neden rezil kepaze etsin?
Aptal mı bu adamlar?

Yaptıkları hırsızlık, sahtekarlık…

Fakat insanlarımız bu hırsızların önüne çıkarken ceketlerinin önünü ilikler, el pençe divan durur.
Her türlü hakareti yer içer yutar, istifini bozamaz…

Sahtekar bir hırsız tarafından yargılandığı aklının ucundan bile geçmez.

İşte bu vatandaşlarımız sayesinde hırsız Tayyip ve çetesi, yüzde 23 olan oyunu işte böyle yüzde 49 buçuğa çıkarır…

MHP’nin her üç oyundan birinin Tayyip’için çalındığını bilmez.

HDP’nin her dört oyundan birinin Tayyip için çalındığını bilmez.

Chp’nin her beş oyundan birinin Tayyip için çalındığını bilmez.

Seçsiz yazılımından bile haberleri yoktur.

Seçsis ana bilgisayarının Saray’a taşınması bile onları enterese etmez.

Onlar sağılmaya, ezilmeye, dizilmeye, sıra sıra düzülmeye alışmış yaratıklardır.

Şimdi hırsız hakimlerimizin önünde değil, Aziz Nesin’in ismini gördükçe ceketimin düğmesini ilikler oldum.

Kenan Akkuş (esrehber)


https://www.facebook.com/kenan.akkus.eskisehir





AKP'LİLERİN CİNAYETLERİNİ ÖRTBAS ETMEK İÇİN SUÇ ÖRGÜTÜ KURAN HAKİMLER, SAVCILAR, AVUKATLAR VE DOKTORLAR:

Yargıtay Üyesi Hakim Gökhan Karaburun
Eskişehir Sulh Ceza Hakimi Nadir Serbest
Eskişehir Savcısı Tülay Nermin Atay
Eskişehir Asliye Hukuk Hakimi Ayhan Yılmaz
Eskişehir Cumhuriyet Başsavcı Vekili Coşkun Mutluer
Eskişehir Ağır Ceza Hakimi Rasim Manav
Eskişehir Asliye Ceza Hakimi Berrin Kanagöl Yeşilyurt
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Celalettin Karanfil
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Hasan Gönen
Eskişehir Sulh Hukuk Hakimi Nevin Bal
Eskişehir Asliye Ceza Hakimi Hakkı Aydoğan
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Cemal Gürsel Sarıca
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Metin Kurt
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Erdal Yatmış
Eskişehir İcra Hakimi Derman Cönk
Eskişehir Sulh Ceza Hakimi Murat Karahisar
Eskişehir Sulh Ceza Hakimi Erol Özdemir
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Salih Gündeş
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Bülent Elver
Eskişehir Asliye Hukuk Hakimi Ali Selman Erkuş
Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Orhan Çetingül
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Galip Karayazı
Eskişehir Asliye Ceza Hakimi Veli Orbay Özgür
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Ahmet Tekne
Eskişehir Barosu'na kayıtlı Avukat Banu Bazarkaya
Antalya Barosuna kayıtlı Avukat Muhsin Hatır
Eskişehir Barosuna Kayıtlı Avukat Cemal Okan Yüksel

ÇETENİN DİĞER ÜYELERİ

Dr. Gönül Baylan Kaygısız (Eskişehir Devlet Hst.)
Dr. Bilge Askan Akyüz (Bakırköy Mazhar Osman Hst.)
Dr. Latif Ruhşat Alpkan (Bakırköy Mazhar Osman Hst.)
Dr. Niyazi Uygur (Bakırköy Mazhar Osman Hst.)
Dr. Şeref Özer (Bakırköy Mazhar Osman Hst.)
Dr. Fatih Öncü (Bakırköy Mazhar Osman Hst.)
Dr. Cem Tüz (Bakırköy Mazhar Osman Hst.)
Dr. Nevzat Satmış (Bakırköy Mazhar Osman Hst.)
Dr. Yalçın Büyük (Adli Tıp Kurumu Başkanı)
Yılmaz Büyükerşen (Eskişehir Belediye Başkanı)
Ali Feyyaz Paksüt (Anayasa Mahkemesi Üyesi)
Serdar Özgüldür (Anayasa Mahkemesi Üyesi)
Eskişehir Adliyesi’nde görevli Adli Tıp Doktoru

Şu garip hale bakınız ki, devletin sorumlu makamlarından bir tanesi bana demiyor ki:
“Kardeşim sen bu şahısları suçluyorsun, hangi cinayeti örtbas ettiler, hangi soygunu örtbas ettiler, hangi uyuşturucu ticaretini örtbas ettiler, hangi sit alanlarını talan ettiler, hangi kaçak villaları inşa ettiler? Hadi ispat et?

Her birine tek tek ihbar ettiğim halde gık’ları çıkmayan bu makamlar kimler?

İHBAR ETTİĞİM AKP’Lİ KATİLLERİN CİNAYETLERİNİ ÖRTBAS EDEN DEVLET BÜYÜKLERİMİZ:

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan
Başbakan Ahmed Davudoğlu
TBMM Başkanı Cemil Çiçek
TBMM Başkanı Bülent Arınç
Adalet Bakanı Sadullah Ergin
Milletvekili Hayati Yazıcı
Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin
Milletvekili Hasan Murat Mercan
Milletvekili Cemal Okan Yüksel
Yargıtay dışında beni dinleyen olmadı. Onlar da dilekçelerimi Adalet Bakanlığı’na havale ederek araştırılmasını talep etti. Adalet Bakanlığı da Yargıtay’ın havale ettiği tüm dilekçelerimi yırtıp attı.

Görüldüğü üzere AKP’lilerin yasadışı işleri örtbas ediliyor, bunu bilen AKP’liler daha çok yasadışı iş yapıyorlar.

Kamuoyuna ihbardır...

Kenan Akkuş (esrehber)

























ILIMLI İSLAMCI MENDERES İLE YUMUŞAK İSLAMCI TEYYUP

Menderes bir zamanlar Türkiye'yi savaşa sokmuştu...
Türk askerleri gözlerini, bacaklarını, kollarını kaybetmişti...
3500 gazi…
1500 şehit...
Şu meşhur Kore Savaşı...
ABD'nin önayak olduğu, koyun sürüsünü (Türk askerlerini) ön saflarda savaşa soktuğu bir savaştı…
Düşman belliydi: Sovyetler Birliği (bugünkü adıyla Rusya) ve Çin…
Sonuç ne olmuştu: Kuzey Kore (Komünist Kore), Güney Kore...

Gönüllü gittiği söylenen fakat aslında zorla götürülen 5 bin Türk askeri… Silahsızdı…
Güneydoğu’nun, Doğu Anadolu’nun fakir fukara gençleriydi…

Bunları savaşa zorla götüren Menderes de futbolcuydu, Karşıyaka’da…

Savaşın üzerinden 60 sene geçmişti…
Menderes'in kopyası bir kukla sahnedeydi...
Şu tesadüfe bakınız ki bu da futbolcuydu, Kasımpaşa’da oynamıştı.
Adı Teyyup’tu... Lakabı Bakatoğlu (Rumcada anlamı İsyancıoğlu)...
Türkiye'yi savaşa sokmak üzereydi...
Kiraladığı terörist katiller Türkiye Cumhuriyeti adına değil, Tayyip adına savaşıyordu...
Adı: Suriye Savaşı...

Silahlar, her türlü mühimmat Türkiye Cumhuriyeti’nin kasasından karşılanıyordu.
ABD'nin önayak olacağı, koyun sürülerini (Türk askerlerini) ön saflarda savaşa sokacağı bir savaş yakındı…
Düşman yine Rusya’ydı…

Sonuç şimdiden belliydi : Kuzey Suriye (Kürdistan)... Güney Suriye (Baas)

Kore Savaşı'nda Türk askerini telef ettiren Menderes'in akibeti vatana ihanetten asılmak oldu...

Ya Tayyip'in akibeti ne olacaktı?
Asılmak mı? Öldürülmek mi? Göt kanserinden geberip gitmek mi?

Türkiye Cumhuriyeti devleti adına hangi milli menfaatimiz vardı bu savaşta?

Beşar'ın öldürdükleri ve Türkiye’ye sığınan masum halk, Tayyip'in ve bizim kardeşimizdi...

Muhalif denen Çeçen, El Kaide ve Hamas teröristlerinin katlettikleri çocuklar, tecavüz ettikleri kadınlar, kafalarını uçurdukları Iraklılar kardeşimiz değil miydi?

Tayyip'e göre değildi..

Çünkü onlar Aleviydi…

Bakatoğlu Rum Teyyup'un torunu Yahudi Tayyip ve Yahudileşmiş Sünni Muhaliflerin tek derdi işte buydu:

Aleviler öldürülmeli ve Suriye’de bir Sünni İslam Devleti kurulmalıydı…

Fakat Türk Milleti savaş istemiyordu. Çünkü Alevi de, Sünni de Müslümandı ve kardeşti…

Türklere göre Beşar Esad ve Suriye Alevileri değil, iki yüzlü Tayyip ve onun namussuz şerefsiz hırsız çetesi yok edilmeliydi…

İşte o zaman bu dünyaya gerçek barış gelecekti…

Kenan Akkuş (esrehber)




OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ HASAN GÖNEN'E:

ONKOLOJİ BİNASIYLA İLGİLİ İHALE BİLGİ VE BELGELERİNİ AÇIKLA. HODRİ MEYDAN.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder